Marketten zor durumda olan bir büyükanne

Sunucughgh

Bir yabancının bakkaldaki 5 liralık alışverişini karşılamanın, cebinde beş kuruşu olmayan bekar bir annenin hayatında sıradan bir iyilik olduğunu düşünmüştüm… Ta ki üç gün sonra kapıma biri gelip bir kadının “son isteğini” yerine getirmemi isteyene kadar.

Ben Leyla, 29 yaşında, üç çocuklu bekar bir anneyim. Geçen Perşembe tam bir cehennem gibi başladı. Hayatımız gürültülü, her yer yapış yapış ve her an bir fatura felakete yol açacakmış gibi bir gerginlik içindeyiz.

O sabah Elif, abisi Arda en sevdiği mısır gevreğini bitirdi diye ağlıyordu. Arda ise yapmadığına yemin ediyordu. Küçük Mert ise iç çamaşırıyla evde turlar atıyor, bir dinozor gibi kükrüyordu. Telefonum tezgahın üzerinde durmadan titriyordu: Kira hatırlatması, gecikmiş elektrik faturası bildirimi ve patronumun “Bir vardiya daha alabilir misin?” diyen mesajı.

Buzdolabını açtım. Süt yok. Ekmek kutusuna baktım; sadece bayat bir uç parça kalmış. “Tabii ya,” diye mırıldandım. “Markete gidiyorum!” diye seslendim çocuklara. “Kimse kapıyı açmasın. Kimse ocağa dokunmasın. Kimse koltukların üzerinden atlamasın!”

Anahtarlarımı kaptım ve köşedeki bakkala yürüdüm. O soğuk hava, florasan lambalar ve gıcırdayan alışveriş arabaları… En ucuz ekmeği ve bir şişe sütü alıp kasaya yöneldim. Her sıra çok uzundu. En kısa olanı seçtim ve hangi cipsi alacakları konusunda tartışan bir çiftin arkasına geçtim.DEVAMI DİĞER SAYFADA