Küçük bir kızı evlat edindim 23 yıl sonra düğününde
On beş yaşındaki torunum Elif, sekiz yaşındayken annesini kaybetti.
Oğlum yeniden evlendikten sonra, yeni eşi ilk başta iyi biri gibi görünüyordu—ta ki ikizleri olana kadar.
O andan sonra Elif’i sessizce, karşılıksız bir yardımcıya dönüştürdü. Omzu kırık olmasına rağmen, üvey annesi dışarıda içmeye giderken Elif evde tek başına bebek bakmak zorunda bırakıldı. İşte o zaman devreye girdim.
Kendi ellerimle büyüttüğüm bu çocuk hakkında her şeyi bildiğimi sanıyordum.
Ama düğün gecesinde, kalabalığın içinden bir yabancı ortaya çıktı ve bildiğimi sandığım her şeyi sarsan bir gerçeği açıkladı.
Benim adım Kemal. Elli beş yaşındayım ve otuz yılı aşkın bir süre önce, tek bir gecede eşimi ve küçük kızımı kaybettim.
Bir trafik kazası olmuştu.
Bir telefon gelmişti.
Sakin, uzak bir ses onların artık olmadığını söylemişti.
Meryem—eşim.
Ece—altı yaşındaki kızımız.
Mutfakta tek başıma durduğumu hatırlıyorum.
Telefonu sımsıkı tutuyor, boşluğa bakıyordum.
Ondan sonra hayat, yaşamak olmaktan çıkıp rutine dönüştü.
Çalıştım, eve geldim, dondurulmuş yemekleri ısıttım ve sessizlik içinde yedim.
Arkadaşlarım hâlimi hatırımı sordu.
Kız kardeşim her hafta aradı.
Hiçbiri içimdeki boşluğu dolduramadı.
Ece’nin çizimlerini sararıp solana kadar buzdolabının üzerinde tuttum.
Atmaya elim varmadı.
Bir daha baba olacağıma hiç inanmadım.
O yanım, onlarla birlikte gömülmüş gibiydi.
Ama insan hiçbir şey beklemeyi bıraktığında, hayatın onu şaşırtmak gibi tuhaf bir huyu vardır.
Yıllar sonra, yağmurlu bir öğleden sonra kendimi bir yetimhanenin otoparkına girerken buldum.
Kendime sadece merak ettiğimi söyledim.
Kimsenin yerini doldurmaya çalışmıyordum.
İçeri girdiğimde bina dezenfektan ve boya kalemi kokuyordu.
Bir koridordan kahkahalar yükseliyor, diğerinden ağlama sesleri geliyordu.devamını okumak için diğer sayfaya gecebilriisniz..


Son yorumlar