Sonra adam sessizce Bu havayolu şirketinin sahibi benim

Ikinci el arac piyasasi analizleri

A dokuz yüz yirmi bir numaralı uçuş, iki bin yirmi beş yılının ılık bir bahar öğleden sonrasında, saat ikiden kısa bir süre sonra, İstanbul Havalimanı’ndan kalkmak üzereydi. Terminal, hava yolculuğuna özgü o alışıldık koşuşturmayla atıyordu — cilalı zeminlerde takırdayan valizler, üst üste binen anonslar, prizlerin yanında altın bulmuş gibi çömelmiş yolcular…

Gün, sıradan görünüyordu.

En azından ilk bakışta.

Aceleyle ilerleyen yolcu kalabalığının arasında, çoğu insanın fark etmediği bir adam duruyordu.

Deniz Kaya, sade koyu gri bir sweatshirt, eskimiş bir kot pantolon ve izleri belli olan beyaz spor ayakkabılar giymişti. Gösterişli hiçbir yanı yoktu. Ne özel dikim bir takım elbise, ne pahalı bir saat, ne de zenginlik ya da otoriteyi ele veren bir işaret.
Onu farklı kılan tek şey, üzerinde D.K. harfleri kabartmalı ince siyah deri bir evrak çantasıydı.

Bir elinde sade bir siyah kahve vardı.
Diğer elinde ise sessiz ama tartışmasız bir anlam taşıyan biniş kartı:

Koltuk bir A.

Ön sıra.
Birinci sınıf.

Bu havayoluyla her uçtuğunda, adı altında otomatik olarak görünen bir koltuk.

Çünkü Deniz Kaya, sıradan bir yolcu değildi.Devamını okumak için diğer sayfaya gecebilriisniz..