Kocam bir trafik kazası sonrası komadaydı
Kocam bir trafik kazasından sonra komaya girmişti. Onu kızımla birlikte ziyaret ediyordum. Bir anda kolumu tuttu ve kulağıma fısıldadı:
“Anne… babam uyanık. Numara yapıyor.”
Hayatımın, antiseptik kokan ve sessiz yalanlarla dolu bir hastane koridorunda paramparça olacağını hiç düşünmemiştim.
Kocam Murat Yılmaz, yağmurlu bir perşembe gecesi geç saatte trafik kazası geçirmişti. Doktorlar komada olduğunu söylemişti—durumu stabildi ama tamamen tepkisizdi. Üç hafta boyunca kızım Elif ve ben her gün onu ziyaret ettik. Elini tuttum, anılarımızı fısıldadım, bir şekilde bizi duyması için yalvardım. Elif genellikle yanımda oturur, sanki ben dağılacakmışım gibi küçük parmaklarıyla koluma sıkıca tutunurdu.
O öğleden sonra da diğerleri gibi başlamıştı.
Güneş ışığı panjurlardan süzülüyor, odaya solgun altın çizgiler düşüyordu. Murat’ın yanındaki makineler düzenli, soğuk ve kayıtsız bir şekilde bipliyordu. Elif’in okul projesinden bahsediyordum ki birden kolumu sertçe çekti.
“Anne,” diye fısıldadı aceleyle, sesi titriyordu. “Babam… babam uyanık. Rol yapıyor.”
Donup kaldım. “Elif, canım, bu imkânsız.”
Ama gözlerindeki ifade beni susturdu.
Telefonunu ellerime sıkıştırdı. “Sadece bak.”
Ekranda, o sabah ben hemşireyle konuşmak için dışarı çıktığım sırada çektiği bir video vardı. Görüntü biraz yamuktu ama çok netti. Murat—herkesin bilinçsiz dediği adam—gözlerini açıyordu. Bir seğirme değil. Bir refleks değil. Tamamen uyanık ve bilinçliydi.
Odanın içinde etrafına baktı, başını hafifçe kaldırdı, sonra tekrar yastığa bıraktı. Kusursuz bir hareketsizlikle eski haline döndü—sanki rolüne geri giren bir oyuncu gibi.
Videonun son saniyelerinde kadraja biri girdi.
Hemşire Zeynep Kaya—Murat hastaneye yattığından beri onunla ilgilenen kişi.
Murat’ın yanağına şaşırtıcı bir samimiyetle dokundu.
Ve Murat… gülümsedi.
Mideme bir yumruk yemiş gibi oldum.
Videoyu tekrar izledim. Bir daha. Sonra bir daha. Nefesimi tutarak üç kez. O yatakta hareketsiz yatan adam, karısı ve kızı yanında yas tutarken her gün rol yapmıştı.
Kalbim deli gibi atarken Elif’in elini tuttum.
“Gidiyoruz,” dedim, sesim çatlayarak.
“Anne, ne oluyor?” diye sordu. Devamını okumak için diğer sayfaya gecebilirisniz..


Son yorumlar