Büyük oğlum vefat etti Küçük oğlumu anaokulundan almaya gittiğimde

fgdh

Büyük Oğlum Öldü – Küçük Oğlumu Anaokulundan Aldığımda “Anne, Abim Beni Görmeye Geldi” Dedi

Büyük oğlumun ölümünün üzerinden altı ay geçmişti. Küçük oğlum anaokulundan çıkıp arabaya bindi ve gülümsedi.

“Anne, Emir beni görmeye geldi.”

Emir yarım yıl önce hayatını kaybetmişti.

Yüzümü sakin tutmaya çalıştım.
“Yani onu düşündün mü demek istiyorsun?”

“Hayır,” dedi Mert ciddiyetle. “Okuldaydı. Sana ağlamayı bırakmanı söyledi.”

Sözleri bir darbe gibi içime oturdu. Kaza olduğunda Emir sekiz yaşındaydı. Ahmet, onu futbol antrenmanına götürüyordu. Bir kamyon sarı çizgiyi aşarak karşı şeride geçmişti. Ahmet hayatta kaldı. Emir kalamadı.

Bana oğlumu son kez görme hakkı bile tanınmadı. “Çok kırılgansın,” dediler. “Buna dayanamazsın.”

O gece Mert’in söylediklerini Ahmet’e anlattım.

“Çocuklar böyle şeyler söyler,” diye mırıldandı. “Belki de baş etmeye çalışıyordur.”

Ama içimdeki huzursuzluk dinmedi.

O hafta sonu Mert’i mezarlığa götürdüm. Beyaz papatyalar almıştık. Emir’in mezar taşının önünde dimdik durdu.

“Anne… o orada değil,” diye fısıldadı.

“Ne demek istiyorsun?” diye sordum.

“Bana orada olmadığını söyledi.”

İçime soğuk bir ürperti yayıldı. Bunu bir çocuğun yasla baş etme biçimi olarak görmezden gelmeye çalıştım. Ama pazartesi günü Mert yine söyledi.

“Emir geri geldi. Arka çitin yanında.”

“Benimle konuştu,” diye ekledi, sonra sesini alçalttı. “Bu bir sır.”

Kalbim hızla çarpmaya başladı.

“Annemizden sır saklamayız,” dedim yumuşak ama kararlı bir sesle.

“Bana sana söylemememi söyledi.”

Bu kadarı yeterliydi.

Ertesi sabah doğruca okul müdürlüğüne gittim ve bahçe ile arka kapının güvenlik kamerası görüntülerini görmek istediğimi söyledim. Müdür tereddüt etti ama sonunda kayıtları açtı.

İlk başta her şey normal görünüyordu — çocuklar koşuyor, öğretmenler bahçede dolaşıyordu. Sonra Mert arka çite doğru yürüdü, gülümsüyor ve el sallıyordu.

“Yakınlaştırın,” dedim.

Çitin diğer tarafında, ana görüş alanının biraz dışında çömelmiş bir adam vardı. Üzerinde işçi montu ve beyzbol şapkası vardı. Öne doğru eğilmiş, konuşuyordu. Mert sanki bu ilk kez olmuyormuş gibi gülüyordu. Adam çitin arasından küçük bir şey uzattı…Devamını okumak için diğer sayfaya gecebilirisniz..