Zorbalar Engelli Bir Öğrenciye Eziyet Etti

Kasim ayiyla birlikte

Zorbalar Engelli Bir Öğrenciye Eziyet Etti… Ama Dakikalar Sonra Hayatlarının En Büyük Şokunu Yaşadılar!

Kocam evde gizli kameralar olduğunu unutmuştu… ben yokken GERÇEKTEN ne yaptığını görünce işten fırlayıp çıktım.

Murat’la yaklaşık 20 yıldır evliyiz. Onu tanıdığımda hayatı çoktan değişmişti; geçirdiği bir kazadan sonra yürüyemiyordu. Ama bu bizim için bir engel olmadı. Birlikte bir hayat kurduk, çocuklarımız oldu, iyi ve kötü günleri birlikte aştık. Ben hep onun güçlü duruşuna, hayata tutunuşuna hayrandım. Evliliğimizin sağlam olduğuna, birbirimize dürüst olduğumuza inanıyordum.

Geçen yıl evimiz soyulduğunda, güvenlik için evin farklı noktalarına gizli kameralar yerleştirdik. O günden sonra içim biraz daha rahattı. Ta ki bugün iş yerinde sıkılıp o kameraları açana kadar.

Saat 15:00 civarıydı. Sadece vakit geçirmek için görüntülere bakıyordum. Her şey normal görünüyordu… ta ki yatak odasındaki kameraya gelene kadar.

Murat… yürüyordu.

Ekrana donup kaldım. Gözlerime inanamadım. Tekerlekli sandalye yoktu. Adımları dengeliydi, hatta neredeyse neşeli görünüyordu. Yıllardır o sandalyeye bağımlı yaşayan adam… sanki hiçbir şey olmamış gibi yürüyordu.

Kalbim hızla çarpmaya başladı. Hemen diğer kameraları açtım. Salon, mutfak, koridor… yalnız olduğu her an ayaktaydı. Ama ben ya da çocuklar evdeyken tekrar sandalyeye geçiyordu.

Bu bir şakaydı. Ya da bir kabus.

Telefonu elime aldım, onu aramak istedim ama durdum. Çünkü görüntüde yalnız değildi.

Bir kadın… yabancı bir kadın, onunla birlikte yatak odamıza giriyordu.

O an içimde bir şey koptu. Nefesim kesildi. Çantamı kaptığım gibi işten çıktım. Araba kullanırken bile gözüm telefondaydı. Onları izlemeye devam ediyordum.

Kadın bir şeyler anlatıyor, Murat dikkatle dinliyordu. Sonra Murat yatağa uzandı. Kadın çantasını açtı, içinden bazı şeyler çıkardı ama tam ne olduğunu seçemiyordum.

Aklım tek bir şeye kilitlenmişti: İhanet.

Eve vardığımda ellerim titriyordu. Garaj kapısı kapanırken kalbim sanki göğsümden çıkacak gibiydi. Kapıyı hızla açtım ve içeri girdim.

Yatak odasına doğru yürürken içimde öfke, korku ve ihanetin ağırlığı vardı. Kapıyı sertçe açtım.

Ama gördüğüm manzara… beni olduğum yere çiviledi.

Kadın Murat’ın yanında diz çökmüş, onun bacağına bir bant bağlıyordu. Yanında küçük ağırlıklar, lastik bantlar ve bir dosya vardı. Murat’ın yüzünde utangaç bir ifade vardı. Kadın ise bir an bana baktı, sonra sakince ayağa kalktı.

“Sanırım erken geldiniz,” dedi.

Hiçbir şey anlamıyordum. “Bu… bu ne?” diyebildim sadece.

Murat başını eğdi. “Sana söylemek istedim… ama doğru zamanı bekliyordum.”

Kadın nazikçe araya girdi. “Ben fizyoterapistim. Yaklaşık sekiz aydır Murat’la çalışıyoruz.”

Sözleri havada asılı kaldı devamnı okumak için diğer sayfaya gecebilirsniz..