Kocamın En Yakın Arkadaşımın Hamile Karnına Fısıldadığı
Ka-nserle Savaşıyordum! Kocamın En Yakın Arkadaşımın Hamile Karnına Fısıldadığı O Sözleri Duyunca Dünyam Başıma Yıkıldı!
“Arkasından böyle bir şey yaptığımızdan hiç haberi yok,” dediğini duyduğum an kapının eşiğinde donup kaldım. Titreyen adımlarla biraz yaklaştığımda kocam Emre’nin, en yakın arkadaşım Melis’in önünde diz çöktüğünü gördüm. Elleri onun karnındaydı ve o karnın artık hafifçe belirginleştiği çok netti.
Bir anda her şey beynimde yerine oturdu. Melis’in son zamanlarda sürekli bol kıyafetler giymesi, kutlamalarda şarap içmeyi inatla reddetmesi, vücudunu tuhaf bir şekilde benden saklaması… Demek hepsi bu yüzdendi.
Emre onun karnına daha da yaklaştı ve şefkatle fısıldadı: “Seninle tanışmak için sabırsızlanıyorum.”
Göğsüm sıkıştı, nefesim kesildi ve bütün oda etrafımda fırıldak gibi dönmeye başladı. Kanser illetiyle boğuşurken, hayattaki en güvendiğim iki insan tarafından sırtımdan bıçaklanmıştım! Beni fark ettikleri an odada ölümcül bir sessizlik koptu. Gözyaşları içinde onlara doğru yürüdüm, bu iğrenç ihaneti onlardan asla ama asla beklemediğimi haykırıp bir açıklama istedim.
Emre’nin yüzü kireç gibi bembeyaz oldu. Aylardır bana kanser hastası olduğum için davrandığı o temkinli, sanki her an kırılacakmışım gibi olan tavrıyla bana doğru yaklaştı.
“Hayatım, lütfen otur… Arkandan iş çevirdiğim için çok üzgünüm, bu gördüklerin çok korkunç biliyorum ama lütfen… Lütfen sana her şeyi açıklamama izin ver.”
Emre’nin yüzüne inanamayarak, tiksintiyle baktım. Hastalığımın beni günden güne erittiği o zorlu kemoterapi seanslarında, saçlarımı avuç avuç döktüğüm o karanlık gecelerde başucumda bekleyip elimi tutan adam bu muydu? Benim acıdan kıvrandığım anlarda, o en yakın arkadaşımla gizli kapılar ardında yeni bir hayat mı kuruyordu?
“Bana dokunma!” diye çığlık attım. Sesim, kendi kulaklarımı tırmalayacak kadar tiz ve kırıktı. “Ne anlatacaksın Emre? Aylardır gözümün içine baka baka beni nasıl kandırdığınızı mı? Ben hastane köşelerinde ölümle pençeleşirken sizin burada nasıl mutlu bir aile tablosu çizdiğinizi mi?”
Melis hıçkırarak ağlamaya başladı. Yüzünü ellerinin arasına almış, salonun köşesindeki koltuğa büzüşmüştü. “Lütfen dinle,” diye fısıldadı çatallı, çaresiz bir sesle. “Yemin ederim sandığın gibi değil.”
“Ne sandığım gibi değil Melis!” diye bağırdım, gözümün önündeki sehpaya tekmeyi basarak. “Karnındaki o bebek Emre’nin değil mi? Kocam az önce o bebeğe ‘seninle tanışmak için sabırsızlanıyorum’ demedi mi?”
Emre derin bir nefes aldı. Gözlerinden yaşlar süzülürken yavaşça ceketinin iç cebinden katlanmış bir hastane dosyası çıkardı. Ellerim titreyerek bana uzattığı o kağıtları aldım. Üzerinde büyük harflerle ülkenin en bilindik tüp bebek merkezlerinden birinin anteti vardı. Gözlerim kelimelerin üzerinde gezinirken, beynim okuduklarımı idrak etmekte zorlanıyordu. Devamı icin sonraki sayfaya geciniz…


Son yorumlar