12 yaşındaki oğlum Emir

cicek

12 yaşındaki oğlum Emir, haksızlığa asla tahammül edemeyen bir çocuktur. Yan komşumuzun 9 yaşındaki tekerlekli sandalyeye mahkûm oğlu Can, kapılarında rampa olmadığı için hep verandadan diğer çocukların oyunlarını izlerdi. Ailesinin rampa yaptıracak durumu yoktu.

Emir, yeni bir bisiklet için biriktirdiği tüm parayı harcayarak, vefat eden babasından öğrendikleriyle Can için günlerce uğraşıp ahşap bir rampa inşa etti. Can ilk kez o rampadan inip diğer çocuklarla oynadığında, yüzündeki o saf sevinç her şeye bedeldi.

Ancak ertesi sabah duyduğum bağırışlarla sokağa fırladım. Mahalleden kibirli bir kadın, “Bu ucube şey göz zevkimi bozuyor!” diye bağırarak elindeki demir çubukla oğlumun yaptığı rampayı acımasızca paramparça ediyordu! Can çığlık atarken, kadın “Şu pisliğinizi temizleyin,” diyerek çekip gitti. Can yine o verandaya hapsolmuştu.

Bunun yaşanabilecek en kötü şey olduğunu sanıyordum… Ta ki ertesi sabaha kadar!

Kibirli kadının evinin önüne yavaşça yanaşan arka arkaya üç siyah, lüks cip durdu. İçinden inen takım elbiseli, ciddi ve sessiz adamlar ne polis ne de sıradan vatandaşlardı. İçlerinden biri doğrudan kadının kapısına gitti ve kapıyı çaldı.

Kadın hiçbir şey olmamış gibi kibrinden ödün vermeyen bir gülümsemeyle kapıyı açtığında, adam ona sessizce bir şey söyledi.

Kadının yüzündeki o alaycı gülümseme anında silindi, omuzları çöktü. Ve küçük Can’ın aslında KİMİNLE akraba olduğunu duyduğu o an… Elleri titremeye, dizlerinin bağı çözülmeye başladı!

Adamın soğuk ve tok sesi, sabahın sessizliğinde bizim verandaya kadar ulaşıyordu. “Adım Tarık,” dedi takım elbiseli adam, kadının o kibirli yüzüne buz gibi bir ifadeyle bakarak. “Ülkenin en büyük inşaat ve gayrimenkul şirketlerinden biri olan Demirhan Holding’in baş avukatıyım. Ve az önce kendi ellerinizle engelli rampasını parçalayarak büyük bir travma yaşattığınız o küçük çocuk, şirketimizin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Kudret Demirhan’ın öz torunu.”

Kadının rengi kireç gibi bembeyaz oldu. Dudakları titredi ama tek bir kelime bile edemedi. Nefes almakta zorlanıyor gibiydi. Can’ın annesi, eşini yıllar önce kaybetmiş ve zengin ailesiyle bağlarını koparıp kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan gururlu bir kadındı. Kudret Bey, kızının bu mütevazı hayat tercihine saygı duyup onu bugüne kadar uzaktan izliyor, kimliğini gizli tutuyordu. Ama torununun tekerlekli sandalyesinden inebilmesi için 12 yaşındaki bir çocuğun büyük bir fedakârlıkla yaptığı o tahta rampanın, komşu kılığında bir zorba tarafından acımasızca parçalandığını öğrendiğinde, o sessiz koruyucu kalkanı yerle bir etmişti…Devamını okumak için diğer sayfaya gecebiliriisniz..