20 Yıllık evlilik yıldönümümüzde karımı restoranda yalnız bıraktım

Eve dönmedim. Arabayla sahile gittim. Denizin karanlık yüzeyine baktım. Telefonum titriyordu ama açmadım. Saatler geçti. İlk kez gerçekten yalnız kaldığımı hissettim. Onu restoranda yalnız bıraktığımı düşündüm. Yirminci yıldönümümüzde.
Eve döndüğümde çocuklar uyuyordu. O ise salonda oturuyordu. Gözleri şişmişti ama bakışı sakindi. Kavga etmeye hazır değildi. Bu beni daha da sarstı.
“Özür dilerim,” dedim. Kelime ağzımdan zor çıktı ama çıkınca hafifledim. “Kaçtım.”
Başını salladı. “Ben de yıllardır kaçıyorsun diye hissediyorum,” dedi. “Ama bu akşam… bu akşam gerçekten yalnız kaldım.”
Yanına oturdum. İlk kez savunmaya geçmeden dinledim. Anlattı. Kendini nasıl görünmez hissettiğini, anne ve eş rolü arasında kaybolduğunu, benim hep çözüm üretip duygularını es geçtiğimi… Acıydı ama gerçekti.
O gece mucize olmadı. Her şey düzelmedi. Ama bir şey değişti. İlk kez “haklı mıyım?” diye değil, “onu incittim mi?” diye sordum kendime. Onu restoranda yalnız bırakmak, belki o an bana mantıklı gelmişti. Ama evliliğimizdeki en büyük hatam, o masadan kalkmak değilmiş; yıllarca onun yanında olup da yanında olmamakmış.
Sabah olduğunda birlikte kahvaltı yaptık. Sessiz ama dürüst bir sessizlikti. Yirminci yılımız böyle geçti. Kutlamasız, gösterişsiz. Ama belki de en gerçek yıldönümümüz buydu. Çünkü ilk kez birbirimize yeniden bakmaya karar verdik.

Son yorumlar