36 yaşında daha sonra bana iki çocuk veren bir dilenci kadınla evlendim
Otuz altı yaşımda, bir dilenci kadınla evlendim. Daha sonra bana iki çocuk verdi… ta ki bir gün üç lüks araba gelip gerçek kimliğini ortaya çıkarana kadar ve bütün kasabayı şaşkına çevirene dek…
Benim adım Mehmet Yıldırım. Otuz altı yaşıma geldiğimde, küçük kasaba Gümüşdere beni çoktan tanımlamıştı — sessiz bir bekâr, kesin bir sorunu olmalı diye düşünülen biri.
İnsanlar bahçe çitlerinin yanında, market reyonlarında, cami çıkışında fısıldaşırdı. Duyuyordum. Sadece düzeltme gereği duymuyordum.
Ben rutinlerimi tercih ediyordum: sabahları toprağın içinde çalışmak, öğleden sonraları tavuklarla ve sebzelerle ilgilenmek, akşamları eski çiftlik evimin dingin sessizliğinde oturmak. Bir zamanlar sevmiştim ama hayat bana planların bozulduğunu ve yoldaşlığın emirle gelmediğini öğretmişti. Yine de olması gereken sohbetlerin yerinde bir yalnızlık kalıyordu.
Kışın sonlarına doğru bir öğleden sonra köy pazarında, girişe yakın bir yerde oturan bir kadın fark ettim. Zayıftı, kıyafetleri yıpranmıştı ama duruşunda sessiz bir onur vardı. Beni durduran yoksulluğu değildi — gözleriydi. Nazik, sakin ve derinden insancıldı.
Ona küçük bir poşet çörek ve bir şişe su uzattım. Yumuşak bir sesle kabul etti. “Teşekkür ederim,” dedi ve sesindeki bir şey içimde kaldı.
Günler sonra onu yine gördüm ve bu kez yanına oturdum. Adının Zeynep Demir olduğunu söyledi. Yakınında ailesi yoktu, düzenli bir evi yoktu — sadece günü kurtarmaya çalışan bir hayatı vardı. Konuştukça aramızda güven yavaş yavaş filizlendi.
Şüphe beni susturmadan önce, “Eğer istersen,” dedim, “benim eşim olmanı istiyorum. Zenginliğim yok ama sana sıcak bir yuva, yemek ve her zaman ait olacağın bir yer sunabilirim.” Devamını okumak için diğer sayfaya gecebilirisniz..


Son yorumlar