36 yıl sonra boşandık

ghg

Tolga’yı çocukluğumuzdan beri tanıyordum.
Ailelerimiz yan yana evlerde yaşıyordu; bu yüzden hayatlarımız kendiliğinden birlikte büyüdü—aynı bahçede oynanan oyunlar, aynı okullar, aynı tanıdık ritimler… O zamanlar yazlar bitmek bilmezdi; dizlerimiz yara bere içinde, gün batımları geç, dünya ise sanki tamamen güvenliydi. Sonra okul baloları geldi. Ardından yetişkinlik, biz farkına bile varmadan sessizce hayatımıza girdi.

Şimdi geriye dönüp baktığımda, her şeyin ne kadar kusursuz göründüğünü fark ediyorum—ve kusursuzluğun altında her zaman bir şeyler saklandığını.

Yirmi yaşındayken evlendik. O zamanlar aceleye gelmiş gibi hissettirmiyordu. Aksine, doğru gelmişti. Paramız çok azdı ama bunu dert etmiyorduk. Hayat basitti; gelecek sanki kendiliğinden şekillenecek gibiydi.

Sonra çocuklarımız oldu.
Önce kızımız, iki yıl sonra da oğlumuz doğdu.

Şehir dışında, mütevazı bir ev.
Yılda bir kez yapılan bir yol tatili.
Arka koltuktan yükselen o tanıdık sorular:
“Daha gelmedik mi?” Devamını  okumak için diğer sayfaya gecebilriisniz..