42 yaşımda aşık oldum

Kapıyı bir hışımla açtım.
Odanın içindeki manzara gözlerime bir an bulanık geldi. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki kulaklarım uğulduyordu. Bir saniyelik sessizlik… Ardından bir çığlık:
“ŞŞŞŞ!”
O an herkes bana döndü.
Eşim… masasının önünde ayakta duruyordu. Gözleri kocaman açılmıştı. Yanında iki çalışanı ve… telefondaki o dostum.
Dostum.
Elinde bir kutu vardı.
Eşim bir adım bana doğru geldi.
“Erken geldin…” dedi şaşkınlıkla.
Ben konuşamadım. Boğazım düğümlendi. İçimde saniyeler içinde bin tane senaryo yazılmış, bin tanesi yıkılmıştı.
“Ne yapıyorsunuz burada?” diyebildim zorla.
O sırada masanın üzerindeki beyaz örtü kaydı. Altından kırmızı güller, mumlar, küçük bir pasta ve üzerinde yazan cümle göründü:
“Hayatımın En Güzel Tesadüfü…”
Başım dönmeye başladı.
Dostum utangaç bir şekilde yaklaştı. “Beni öldüreceksin biliyorum… ama sürprizi mahvettin.”
Eşim o an derin bir nefes aldı, gözleri doldu.
“Son haftalarda geç gelmemin sebebi buydu…” dedi. “Seninle tanışmamızın yıl dönümünü unutmadım. Gizli nikahımızı kimse bilmedi, düğün yapmadık… Sana hayal ettiğin o günü yaşatmak istedim.”
Dostum araya girdi:
“Bütün planı benle yaptı. Mekan ayarlandı, küçük bir organizasyon hazırlandı. Senin gelinlik giymek isteyip de giymediğini biliyorum diye söyledi bana…”
Bacaklarım titredi.
“Ben… ben kötü bir şey sandım…” dedim fısıltıyla.
Eşim yanıma geldi. Elleri yüzümü tuttu. Gözlerimin içine baktı.
“O ihtimali aklına getirdiğin için kendime kızıyorum. Sana güven duygusunu eksik mi hissettirdim?”
O an gözyaşlarım boşaldı. Onun göğsüne yaslandım.
“Hayır… sadece korktum. Çünkü seni çok seviyorum.”
O da ağlıyordu.
“Ben de seni. Hem de 42 yaşımda yeniden doğmuş gibi. Sana sürpriz yapmak istedim ama seni korkutmuşum.”
O gün ofisteki küçük masa başı hazırlık aslında daha büyük bir planın parçasıydı. Dostumun telefon etmesi planın bir bölümüydü — beni ofise çekmek için. Ama zamanlama yanlış olmuş, heyecan paniğe dönüşmüştü.
Akşam olduğunda beni götürdükleri küçük salonu gördüğümde içimdeki bütün kırgınlık eridi.
Beyaz sade bir elbise… küçük bir nikah masası… birkaç yakın dost…
Eşim diz çöküp elimi tuttu.
“Kimseye haber vermeden evlendik ama bugün seni herkesin önünde bir kez daha istiyorum. Benimle yeniden evlenir misin?”
O an anladım…
Aşk sadece heyecan değilmiş.
Aşk bazen korkunun içinden geçip güvene varmakmış.
Bazen yanlış anlama, doğru bir sevginin sınavıymış.
Gülümsedim.
“Evet… her şeye rağmen evet.”
Ve o gece, aylarca geciken geliş saatlerinin aslında benim için kurulan bir hayalin parçası olduğunu öğrendim.

Son yorumlar