Üç yıl boyunca her sabah o boş beton köşenin önünden geçtim

1 101

Üç yıl boyunca her sabah o boş beton köşenin önünden geçtim… Ama bugün beni bekleyen tüyler ürpertici çığlıklar, görmezden gelinemeyecek kadar yıkıcı bir gerçeği ortaya çıkardı.

Kadıköy Ara Sokağında Yürek Burkan Feryat: Gizli Bir Hastane Komplosu Deşifre Oldu

Her Şeyi Değiştiren Bir Sabah Yürüyüşü

Esin için her sabah aynı rutinle başlardı; fırındaki sabah vardiyasına yetişmek için Kadıköy’ün merkezindeki sokaklardan yürüyerek geçerdi.

Gittiği yol hiç değişmezdi. Bu dört sokaklık yolculuk boyunca karşılaştığı her çatlak kaldırımı, her kırpışan sokak lambasını ve her tanıdık yüzü ezbere bilirdi.

Ancak o soğuk salı sabahı tamamen farklı hissettiriyordu.

Şehrin üzerine çöken kasvetli, gri gökyüzü iyice ağırlaşırken, Marmara’dan gelen dondurucu rüzgarlar sokakları yalayıp geçiyordu. Havada, Esin’in bir türlü anlamlandıramadığı tuhaf bir huzursuzluk vardı.

Dördüncü Cadde yakınlarındaki eski tuğlalı ambarın önünden geçerken, duyduğu korkunç bir ses onu olduğu yere çiviledi.

Bu sıradan bir havlama değildi.

Feryat, ara sokakta adeta saf bir acı gibi yankılanıyordu; korku ve çaresizlikle dolu, insanın içini parçalayan bir ulumaydı bu.

Tek Başına Bekleyen Köpek

Esin, sesin geldiği dar ara sokağa doğru yavaşça yaklaştı.

Aylardır, yaşlı bir evsiz amcanın sadık ve altın sarısı kırması köpeğiyle birlikte tam da bu noktada sessiz sakin yaşadığını fark ediyordu.

Yaşlı adam kimseden asla para dilenmez ve nadiren biriyle konuşurdu. Çoğu gün, köpeği hemen yanında dururken kendisi yıpranmış bir battaniyenin üzerine oturur, küçük bir deftere bir şeyler yazardı.

Bu ikili, mahallenin tanıdık birer parçası haline gelmişti.

Ancak o sabah, yaşlı amca ortalıkta yoktu.

Köpek, ıslak zeminde panik içinde ve çaresizce bir ileri bir geri koşturarak tek başına duruyordu. Tüyleri sırılsıklam olmuştu ve gözleri derin bir korkuyla doluydu.

Hemen yakınında ise, adamın oduncu ceketinin üzerine özenle katlanıp düzgünce yerleştirildiği o eski yün battaniye duruyordu. Rüzgarın onu uçurmasını önlemek için ceketin üzerine pürüzsüz bir çakıl taşı koyulmuştu.

Bu manzara son derece bilinçli, adeta törensel bir şekilde hazırlanmış gibi görünüyordu.

Köpek, ceketi sanki onu sahibine bağlayan son şeymiş gibi canı pahasına koruyordu. Devamını okumak için diğer sayfaya gecebilrisniz.