Açlıktan kıvranıyordu ve artıkları arıyordu onu yakalayan adamın kaderini Değiştirdi

1 120 1

Açlıktan kıvranıyordu ve artıkları arıyordu onu yakalayan adamın kaderini Değiştirdi Açlıktan kıvranıyordu ve artıkları arıyordu- onu yakalayan adamın kaderini sonsuza dek değiştireceğini asla hayal etmemişti…
Yusuf günlerdir ağzına tek lokma koymamıştı. Sokaklar bedenindeki son sıcaklığı, gözlerindeki son umudu da çekip almıştı. Her gece, soğukla, karanlıkla ve belki de sabahı göremeyeceği düşüncesiyle verilen sessiz bir savaştı.
O akşam, Ninenin Baharatlaı adlı küçük bir lokantadan yayılan yemek kokusu ona adeta işkence gibi geldi. Midesi kauldı. Cebinde beş kuruş yoktu, başka bir seçeneği de yoktu. Bu yüzden, asla yapmam diye kendine söz verdiği şeyi yaptı.
Biriamın arkasındaki taşan çöp konteynerlerinin yanına sessizce sokuldu. Utanç yüzünu yakıyordu ama açlık daha yüksek sesle baginyordu. Titreyen elleriyle ambalajları ve atıkları kanıştırdı; hålä yenebilecek bir şey, en azından sabaha kadar hayatta kalmasını sağlayacak lküçucük bir lokma aradı. Kalbi göğsunden çıkacak gibiydi. Birinin onu yakalamasından, bağırmasından, mu bir sokak hayvanı gibi kovmasından korkuyordu.
Derken bir gölge túm bedenini kapladı.
Yusuf donakaldı. Elinde sertleşmiş bir ekmek parçasını samailo tutuyordu. Yavaşça başını kaldırdı: korku gogsunü sikştınyordu.
Karşısında, lokantanın sahibi Rıza Usta duruyordu. Irn yapılı, güçlü bir adamdı. Yüzu ifadesizdi; ne düşünduğü anlaşılamıyordu. Hiçbir şey söylemedi. Sadece baktı
Yusuf a bakışta ne gördügünü çözemedi: Tiksinti mi? Öfke mi? Yoksa bambaşka bir şey mi?
Saniyeler geçmek bilmedi.
Rıza Usta ağır adımlarla biraz daha yaklaştı.
Elinde tuttuğu şey, Yusuf un nefesini kesti
Bundan sonra olacaklar, Yusuf’un hayatını sonsuza dek değiştirecekti….
Riza Usta’nın elinde tuttuğu şey, Yusuf un ilk anda sandığı gibi bir sopa ya da telefon değildi. Elindeki, hälä buhan tüten bir tabaktı. Üzerinde pilav, nobut yemeği ve taze ekmek vardı. Tabak, Yusuf un gözlerinde gerçeküstü bir görüntü gibi asılı kaldı. Açlıktan baş donuyordu, gördüğü şeyin bir hayal olup olmadığımı ayırt edemiyordu.
Rıza Usta, sessizliği bozan ilk kişi oldu.
“Onu yere birak” dedi sakince.
Yusuf’un elleri titredi. Elindeki bayat ekmeği yavaşça çöpün üzerine bıraktı. Baynı eğdi. Bağınımayı, aşağılanmayı, hatta kovulmayı bekliyordu. Ama beklenen olmadı.
“Gel” dedi Rıza Usta, kısa ve net bir sesle
Yusuf istemsizce geri çekildi. Bu bir tuzak mıydı? Polis mi çağrılacaktı? Yoksa bir ders mi verilecekti? Sokakta oğrenmişti; iyilik bazen en tehlikeli şeydi devamını okumak için diğer sayfaya gecebilrisiniz..