Ben hâlâ doğum iznindeyken

ghgfhfg

Bu görüntüleri düğüne ben göndermemiştim.

DJ mikrofona tekrar yaklaştı. “Bu video az önce anonim bir e-posta ile tarafımıza ulaştı. Gönderen kişi, ‘Gerçekler gizlenmesin’ notunu düşmüş.”

Salondaki hava değişti. Az önce alkışlayan eller şimdi fısıldıyor, bakışlar suçlayıcı bir şekilde Emre’ye dönüyordu. Gamze’nin yüzü bembeyazdı. “Bu eski… bu çarpıtma!” diye bağırdı ama sesi kararsızdı.

Emre bana baktı. Göz göze geldik. İlk kez gerçekten çaresiz görünüyordu. Sanki o an, hikâyenin kontrolü elinden kaymıştı.

Ben ayağa kalkmadım. Konuşmadım. Sadece izledim.

Gamze gözyaşlarına boğularak salonu terk etti. Emre arkasından gitti. Aile büyükleri birbirine girdi. Fısıltılar yerini açık tartışmalara bıraktı. O görkemli düğün bir anda bir yüzleşme sahnesine dönmüştü.

Bir süre sonra çantamı aldım. Ablam yanıma geldi. “Sen mi yaptın?” diye fısıldadı.

Başımı yavaşça salladım. “Hayır.”

Gerçekten yapmamıştım. Ama o an anladım ki yapmama da gerek yoktu. Gerçekler, eninde sonunda yolunu buluyordu.

Salondan çıktığımda gece serindi. Derin bir nefes aldım. İçimde aylardır taşıdığım o ağır yük hafiflemişti. İntikam almamıştım. Bağırmamış, rezalet çıkarmamıştım. Sadece dimdik durmuş ve beklemiştim.

Arabaya binerken telefonum titredi. Bilinmeyen bir numara. Mesaj kısaydı: “Bunu bilmeye hakkın vardı.”

Kim olduğunu asla öğrenemedim. Belki vicdanı sızlayan biri, belki Gamze’nin bir arkadaşı, belki de Emre’nin kendi çevresinden biri… Ama önemli değildi.

O gece bir evlilik değil, bir illüzyon çökmüştü.

Eve döndüğümde ikizler uyuyordu. Yanlarına oturdum, minik nefes alışlarını dinledim. Onlara baktım ve şunu fark ettim: Kaybettiğimi sandığım şey aslında bana ait değildi. Sadakat zorla tutulmazdı. Sevgi planlanmazdı. Ve karakter, en çok kriz anında ortaya çıkardı.

Emre beni terk etmişti. Kuzenim arkamdan iş çevirmişti. Ama ben hâlâ buradaydım. Güçlü, ayakta ve iki mucizeye sahip.

O gece anladım ki bazı düğünler evlilik başlatmaz; bazı anonslar ise bir hayatı bitirmez, sadece gerçeği başlatır.

Ve benim hikâyem, onların düğününde değil, o salondan başım dik çıktığım anda yeniden başlamıştı.