Eşim yıllarca anne olmayı bekledi

“Geri arayalım” dedim.
Aradı. Bir kez çaldı. İki kez. Üç… Sonra cevap geldi
“Merhaba,” dedi Merve titrek bir sesle. “Az once siz aramıştınız… Evlat edinme süreci hakkında…”
Karşıdan gelen ses önce çok sakin, fazla sakin bir tondaydı. “Evet, Merve Hanım. Dosyanız inceleniyor. Lütfen panik yapımayın”
“Panik yapmayalım mı?” dedim istensizce araya girip. Bebeğimiz var. Dört haftadir evimizde. Bu nasıl panik yapmayın?”
Kısa bir duraksama oldu. Sonra ses daha resmi bir hale buründu. “Efendim, süreçte bazı uyuşmazliklar tespit edildi. Biyolojik annenin beyanlanyla dosyadaki
kayıtlar arasında tutarsızlık var
“Tutar… ne tutarsızliğı?” Merve’nin sesi çatlaııı. “Elif imzaladı. Her şeyi bilerek yapti.
Imza atıldı, evet, dedi ses. “Fakat imzanın geçerliliğiyle ilgili itiraz var. Ayrıca ajansın prosedürlerinde bir eksiklik suphesi
“Eksiklik mi?” diye bağırdım. “Siz ‘rutin’ demediniz mi? Tamam demediniz mi?”
Telefonun diger ucundaki kişi nefes aldı. “Ben ajans adına değil, denetim birimi adına anıyorum. Lütfen yanın sabah saat dokuzda müdürlüğe gelin. Bebeği de getirmeniz gerekebilir
Merve’nin yüzü bembeyaz oldu. “Hayır.” dedi. “Hayır, onu göturemeyiz
“Bu bir talep değil, süreç gereği dedi ses. “Görüşmek üzere.”
Ve telefon kapandı
Bir süre ikimiz de konuşamadık. Defne’nin odasından gelen o tanıdık küçük sesler bile kesilmişti; sanki o da evin içindeki gerilimi anlamış, nefesini tutmuştu
“Onu bize geri alacaklar, dedi Merve, fiultıyla. “Bize bunu yapamazlar.”
“Yapamazlar” dedim ama sesimde kesinlik yoktu. Çünkü artık hiçbir şeyden emin değildim.
O gece, Defne’yi ilk kez kucağımda uyuturken kalbimin ritmi değişti. Normalde o minicik nefes alışverişi beni sakinleştirirdi. Şimdi her nefes, “Ya bu son geceyse?”
diye bir saru gibi göğsüme saplanıyordu
Merve sabaha kadar uyumadı. Bir yandan internetten yönetmelikler okuyor bir yandan ajanın web sitesine girip çıkıyor, bir yandan da ağlamamak için dudaklanını
sinyordu. Ben de evin içinde dolaşıp durdum. Sanki yürürsem, bir şeyleri düzeltebilirmişim gibi.
Sabah dokuz olmadan yola çıktık. Defne’nin çantasını hazırlarken Merve’nin elleri titriyordu. Bezler biberon, yedek kıyafetler… Hepsini koydu ama sanki her eyya
bir vedanın parçasıydı
Müdürlüğün önüne geldiğimizde içimde tarifsiz bir öfke vardı. Kapıda güvenlik kontrolü, koridorda bekleyen insanlat, duvarlardaki “Aile” yazılı afişler. Her şey çok
normal görunüyordu. Oysa bizim için dunyanın sonu gibiydi.
Bizi küçuk bir odaya aldilar. Masanın arkasında iki kişi vardı. Biri orta yaşlı bir kadın, digeri gözlüklü bir adam. Kadın dosyaya bakmadan önce Defne’ye baktı. Bir
anlığına yuzü yumuşadı. Sonra tekrar citidilleşti.
“Öncelikle şunu soyleyeyim.” dedi kadın. “Bu süreçte asil hedef bebeğin üstün yarandır.”
“Bebegin ustün yaran bizimle dedi Merve hemen. “Dort haftadır onun annesi babası biziz
Adam dosyayı açtı. “Dosyanızda bir problem var” dedi. “Ajansın Elif Hanım’a süreç hakkında yeterli bilgilendirme yapmadığına dair beyanı var. Aynca imza günü
yanında bulunması gereken danışmanın bulunmadığı iddiası.
“Bu… bu saçmalık!” dedim. “Biz oradaydık. Ajans vardı, İmzaladı. Ağladı bile. Bize lyi bakırı’ dedi
Kadın başımı eğdi. “Bazen genç anneler baskı altında hissedebiliyor. Bazen sonradan pişman olabiliyorlar”
Merve’nin sesi titredi ama kararlıyds “Pişman olabilir. Ama Defne bir eşya değil. O bir insan. Biz de onun ailesiyiz.
Ardam, dosyanın arasından bir kağıt çıkardı “Şu an kesin bir karar yok,” dedi. “Fakat Elif in bugun burada olacağımı bilmenizi isterim.”
Kalbim bir an durdu sanki. Kapı açıldı. İçeri giren kişi Elif ti
Onu ilk kez ajanısın küçük odasında görmüştük. Şimdi daha da zayıf görünüyordu. Gözlerinin altı mor saçlan dağınıktı. Ama bakışlarında farklı bir şey vardı:
kararlılık değil sanki çaresizlikle kaışmış bir öfke.
Gözleri Defne ye kaydı. Defne, Merve’nin kucağında uyukduyordu. Elf’in gözleri doldu. Dudakları titredi
“Ben ben geri almak için gelmedim,” dedi Elif aniden. Sesi kık, parçalıydı “Ben… beni kandırdılar.
Odada bir sessizlik oldu.
“Ne demek istiyorsun? dedi kadın Elif yutkundu, sonra bize baktı. “Ben bebeğimi sevmedim sanıyorsunuz.” dedi. “Ama ben onu her gün düşündum. Her gece her gece anu düşündüm. Ben sadece… yalnızdım. Bana Istersen bir süreliğine iyi bir aile bakat sonra istersen gönüşursün dediler. Açık evlat edinme dediler. Fotoğraf gelit, haber gelir dediler Merve’nin yuzu dondu. “Bize kapalı dediler” diye fisaldatdı. “Kesin ve geri dönuşsuz dediler…
Elif gözlerini yere indirdi. “Ben imza atarken tam olarak neye imza attığımı anlamadım. Danışman ‘Bir an önce halledelim’ dedi. Allen hazır bekliyor’ dedi Ben
korktum. Zaten zaten babam öğrenirse beni evden atardı. O an… sanki bir yerden bir kurtuluş eli uzanmış gibi geldi
Adam sertçe araya girdi. “Elif Hanım, siz itiraz dilekçenizde baskı gordugunüzu belirtmişsiniz.”
Elif başını kaldırth. “Baskı gördüm,” dedi. “Ama… siz de anlamıyorsunuz. Ben bebeğimi geri almak için değil onu tanımak için buradayım.”
Merve gözyaşlarını tutamadı. “Biz de kandirildik” dedi. “Biz de
Elif bize dogru bir adım attı Sie iyi insanlarsınız.” dedi. “Biliyorum Bebeğe bakışınızdan biliyorum. Ben ben sadece onun bir gun Ben nereden geldim?” diye sorduğunda, ona yalan söylemenizi istemiyorum”
Kadın, masadaki kalemi eline aldı. “Bu durunda ajans hakkında soruşturma başlatılacak,” dedi. “Evlat edinme süreci şimdilik askıda kalabilir”
Merve’nin kucağındaki Defne o anda gözlerini açtı. Kuçük bir esneme yaptı, sonra tam Elife doğru baktı. Sanki birini tanımış gibi Elif’in gözlerinden yaşlar suzuldü.
Merve’nin içindeki fiırtınayı hissettim. Kızımızı sioca tutmak istiyordu, kaçmak istiyordu, bağırmak istiyordu. Ama aynı zamanda Elif in gözlerindeki kırılmayı da görüyordu.
Ben derin bir nefes aldım. “Ne istiyorsun, Elif?” diye sordum. Sesim beklediğimden daha sakindi “Gerçekten ne istiyorsun?
Elif titreyerek konuştu: “Ben onu geri alamam,” dedi. “Bunu biliyorum. Ben şu an ona verebileceğim bir hayatım yok. Ama onu bırakırken, onun tamamen yok
olmasını istemiyorum. Sadece… bir gun buyüdugunde onun annesinin onu sevdiğini bilsin istiyorum.”
Kadın başını salladı. “Bu, açık evlat edinme protokolüyle mümkun olabilir, dedi. “Fakat once ajansın usulsüzlüğü araştırılacak.”
Adam bize baktı. “Siz bu süreçte geçici koruma altında kalabilininiz” dedi. Yani bebegi bugun sizden almayacağız. Ama değerlendirme surecek.”
Merve sanki nefes almayı yeniden hatırladı. Defne’yi daha sılı sandı. “Onu bugün almayacak mısınız?” diye sordu.
Kadın kesin bir tonla konuştu: “Bugün değil.”
O an, içimdeki duğum biraz gevşedi. Ama tam rahatlayacakken Elif çantasından küçuk bir şey çıkardı. Bir zarf. ustunde el yazısıyla tek bir kelime vard
“Defne ye.”
Bize uzattı. “Bunu… bunu ana verin, dedi. “Ama şimdi degil. Büyüyünce. Hazır olduğunda
Merve zarh aldı. Ellerinin titremesi durmamıştı ama bakışları değişmişti: korkunun içine ilk kez bir anlam, bir şefkat kanışmıştı
Elif kapıya doğru yurüdu, sonra durdu. Arkasını dönmeden konuştu:
“Ben bugün onu geri almaya gelmedim,” dedi. “Ana size bir şey söylemek zorundayım… Ajans size her şeyi anlatmadı.”
Kalbim yine hızlandı. “Neyi anlatmadı?” dedim.
Elif baynı çok az çevirdi. Gözlerinde korku vardı. Defne’nin dosyasında… ikinci bir isim daha var” dedi. “Ve o kişi… itiraz ederse, bu iş çok değişir
“Kim?” diye sordu Merve, sesi kisilmıştı
Elif cevap vermedi. Sadece kapıyı açtı ve pikti
Odanın içinde, zarfın ağırlığı avuçlanımın ataunda gerçek bir taş gibi durdu.
Merve ye baktım. O da bana baktı,
Defne, sanki hiçbir şey olmamış gibi, küçuk bir ses çikanp tekrar uykuya daldı
Ama ben biliyordum:
Bugün bebeğimizi kaybetmemiştik
ama asıl mücadele şimdi başlıyordu.
Ve elimdeki o zarf. sadece bir mektup değil, gelecekte bizi bekleyen gerçegin kilidiydi bu hikaye kurgulanarak hazırlanmıştır gerçek kişileri temsil etmemektedir

Son yorumlar