Her şeyimi sattım ve ortadan kayboldum.

rggf

“Kızım bana ‘iğrenç’ dedikten sonra her şeyimi sattım ve ortadan kayboldum. Miras bekliyordu ama son kuruşuna kadar kaybolacağımı hiç düşünmemişti.”
Kamar+03.11 2026 14:17
“Acil satılık,” dedim. Fiyat konuşulurken pazarlık bile yapmadım. Gözüm parada değildi, Hızlı olsun istiyordum. Aynı hafta arabayı da sattım. Leyla fark etti ama sormadı. Zaten artık bana soru sormuyordu. Ben evin içinde bir gölgeydim.
Sonra bir gece, herkes uyuduktan sonra küçük bir valiz hazırladım. İçine birkaç kıyafet, bir fotoğraf albümü ve yıllar önce eşimin bana aldığı, hiç kullanmadığım kol saatini koydum. Ne torunlarıma not bıraktım ne Leyla ya. Çünkü biliyordum; ne yazarsam yazayım, yanlış anlaşılacaktı. Yışı bir kadının “duygusal çıkışı olarak görülecekti
Sabah gün ağarmadan çıktım evden. Kapıyı sessizce kapattım. Arkama bakmadım.
Otobüs terminalinde ilk kez gerçekten yalnız hissettim. Ama bu yalnızlık korkutucu değildi. Garip bir ozgurluk taşıyordu. Kuçuk bir sahil kasabasına bilet
aldım. İsmini bile doğru düzgün bilmiyordum. Bilmek de istemiyordum.
Yeni hayatım küçük bir pansiyon odasında başladı. Deniz sabahlan tuz kokuyordu. Pencereyi açtığımda martı sesleri duyuluyordu. Kimse beni tanımıyordu. Kimse benden bir şey beklemiyordu. En önemlisi, kimse benden igrenmiyordu.
Günler haftalara dönüşti. Sabahlan erken kalkıp yürüyuş yapmaya başlatdım. Bir kahvede çay içiyor, kitap okuyordum. Sahibi yaşlı bir adamd, barna “abla” diye hitap ediyordu. İlk kez yaşımdan utanmadan var olabiliyordum.
Bir gun kasabanın kuçuk kutuphanesinde gönüllu arandıgını gördum. Çocuklara masal okumak için. Tereddut ettim. Ama sonra kabul ettim. İlk gun sesim titredi.
Ama çocuklar dikkatle dinledi. Gözlerinde tiksinti yoktu. Sadece merak vardı.
O gün eve dönduğümde ağladım. Uzun zamandır ilk kez
Aylar geçti. Paranın bir kamımı kuçuk, mütevazı bir eve yatırdım. Kalanıyla sakin bir hayat kurdum. Lüks yoktu ama huzur vardı. Bazen Leyla yı duşunuyordum. Beni fark etmiş miydi? Ev boşaldığında ne hissetmişti? Mirası düşundu mu? Yokluğumu mu?
Bir gün posta kutusunda bir mektup buldum, Gönderen tanıdıkt
Leyla
Ellerim titredi. Açmak istemedim. Ama kaçmak istemiyordum artık. Oturdum, zarfı açtım.
“Anne,
Nerede olduğunu bilmiyorum. Ama gittiğin gün anladım ki seni hiç gerçekten görmemişim. Seni hep bir ‘anne’ olarak gördüm, bir insan olarak değil.
Sana söylediklerim için her gün utanıyorum. Ev çok sessiz. Çocuklar seni soruyor. Miras umurumda değil. Keşke sadece bir kez daha seni incitmeden
konuşabilsem
Mektubu bitirdiğimde kalbim sizladı. Ama içimde bir öfke yoktu. Sadece bir gerçek vardı.
Ben artık eski hayatıma dönemeyecek kadar iyileşmiştim.
Cevap yazmadım, Ama ilk kez onu affettiğimi hissettim
Aylar sonra kasabada beni “Meral Teyze” olarak tanımaya başlatdilar. Kutuphanedeki çocuklar beni bekliyordu. Kahvedeki adam her saiah çayımı önüme
koyuyordu. Kimse benim yaşımla, nefesimle, yürüyüşümle ilgilenmiyordu.
Bir akşam deniz kenarında otururken, eşimin saatini taktım. Guneş batıyordu. O an şunu fark ettim
Ben kaybolmamıştım.
Sadece ilk kez kendimi seçmiştim.
Ve bazı insanlar için bu, affedilemez bir kayıptı
Ama benim için
Hayatımın geç kalmış başlangıcıyάι,