Herkes beni suçladı

yuuy

Herkes beni suçladı, ama neyin ne olduğunu hiç bilmediler. Benim ne halde olduğumu hiç düşünmediler. Neyle uğraştığımı bilseler inanamazlardı. Kocam dahi sürekli beni suçluyor, küçümsüyordu.
Kocam beni çok seviyordu. Aylarca önce bir kadın arkadaşımı misafir etmiştim. Zamanla onu hepimiz çok sevdik. Akşamları uzun sohbetler ediyor, birlikte film izliyor, kahkahalar atıyorduk. Eşim bile artık eve daha erken gelmeye başlamıştı. Başlarda bu durum hoşuma gidiyordu. Evimiz uzun zamandır olmadığı kadar neşeliydi.
Bir gece uykumdan uyandım. Saat tam 03.00’tü. Elimi yatağın diğer tarafına uzattım ama eşim yoktu. Önce lavaboya baktım, orada değildi. Çocukların odasına girdim, yine yoktu. İçime açıklayamadığım bir huzursuzluk çöktü.
Merdivenlerden aşağı inerken alt kattan boğuk inilti sesleri duydum. Kalbim hızla çarpmaya başladı. Aklıma bin türlü şey geldi. Korkuyla seslerin geldiği tarafa yöneldim.
Kapıyı açtığımda gördüğüm manzara karşısında donup kaldım.
Eşim evin giriş kapısının önünde diz çökmüş halde kusuyordu. Yüzü bembeyaz olmuştu. Yanında ise arkadaşım vardı. Bir eliyle eşimin omzunu tutuyor, diğer eliyle ona su vermeye çalışıyordu.
“Bütün akşam midesinin kötü olduğunu söyledi,” dedi arkadaşım beni görünce. “Seni uyandırmak istemedi. Birden fenalaştı, ben de yardım etmeye çalışıyordum.”
O an içimdeki korku yerini başka bir duyguya bıraktı. Kıskançlığa.
Belki de günlerdir biriken şüphelerim o gece patlamıştı. Onları öyle görünce aklıma mantıklı hiçbir şey gelmedi. Söylenenleri dinlemedim bile. Arkadaşıma bağırmaya başladım. Onun evimizde fazla kaldığını, her şeye karıştığını söyledim. O ise şaşkınlık içinde kendini açıklamaya çalışıyordu.
Ama ben dinlemiyordum.
O gece öfkemle onu evden kovdum.
Arkadaşım giderken gözleri dolmuştu.
“Sana sadece yardım etmeye çalışıyordum,” dedi sessizce.
Kapı kapandığında içimde tuhaf bir boşluk hissettim ama geri adım atacak kadar sakin değildim.
Sonraki günlerde eşimle aramız da bozulmaya başladı. Bana kırılmıştı. Arkadaşımı haksız yere suçladığımı söylüyordu. Ben ise onu savunmasını kabullenemiyordum. Tartışmalarımız büyüdü, sessizlikler uzadı.
Bir zamanlar neşeyle dolan evimiz artık soğuk ve gergindi.
Ve en kötüsü de şuydu:
Aradan aylar geçmesine rağmen, o gece gerçekten neyi kaybettiğimi hâlâ düşünüyordum. Belki bir dostu… Belki eşimin bana olan güvenini… Belki de ikisini birden.