İkiz kız kardeşim gece yanıma geldi

“Yapan o mu?” diye sessizce sordum. “Kocan mı?”
Zeynep bana baktı. Gözlerinde yorgunluk ve acı vardı; öyle bir bakıştı ki insanın içini acıtıyordu. Biz ikizdik ve o ifadeyi çok iyi tanıyordum. Onu bu halde görmek dayanılmazdı.
Her zaman neredeyse tıpatıp aynıydık. Yıllar geçtikçe küçük farklılıklar oluşmuştu ama yabancılar için hâlâ aynanın iki yansıması gibiydik. İnsanlar markette, sokakta bizi karıştırırdı; eski tanıdıklar bile bazen yanılırdı.
Tam o anda içime beni huzursuz eden bir düşünce düştü. Tehlikeli, yanlış ama bir o kadar da net bir fikir.
Ya yer değiştirirsek? Ya onun yerine ben gidersem? Ya bu kez kocasının karşısına korkmuş bir kadın değil de, ondan zerre kadar korkmayan biri çıkarsa?
Zeynep’e baktım ve aynı şeyi düşündüğünü anladım. Karar fazla konuşulmadan verildi.
Yer değiştirip kocasına unutamayacağı bir ders vermeye karar verdik 😲☹️
Dış görünüşte neredeyse birebirdik. Aynı saç rengi, aynı boy, aynı ses tonu, hatta aynı bakışlar… Bizi yakından tanımayan biri için ayırt etmek neredeyse imkânsızdı. Planın işe yaramasının sebebi de buydu.
Onun evine, Zeynep gibi gittim. Her zamanki gibi sakin ve sessiz davrandım. Ama içimde her şey farklıydı. Artık korkmuyordum. Zeynep’in kocası bunu neredeyse hemen fark etti.
Önce normalden biraz daha uzun baktı, sanki bir şeylerin ters olduğunu anlamaya çalışıyordu. Sonra ayrıntılara takılmaya başladı. Bardağı yanlış yere koymuşum. Yanlış cevap vermişim. Yanlış tonla konuşmuşum.
“Cesaretini mi tamamen kaybettin?” diye sertçe sordu.
Sessiz kaldım ve gözlerinin içine baktım. Zeynep böyle anlarda başını eğerdi. Ben eğmedim.
Bu onu çileden çıkardı. Bağırmaya başladı, odanın içinde volta atıyor, ellerini savuruyordu. Gittikçe daha da öfkeleniyordu; sanki nedenini kendisi de anlamıyordu. Ve sonra her zamanki gibi yaptı.
Elini kaldırdı.
O anda her şeyi hatırladım: Karma dövüş sporlarında eski bir Türkiye şampiyonu olduğumu, sayısız madalyam olduğunu.
Eski bir hamleyi hatırlamam bir an sürdü. Keskin bir adım. Tek bir boğma kilidi.
Birkaç saniye sonra Zeynep’in kocası yerde nefes nefese yatıyordu. Gözleri faltaşı gibi açılmış, yüzü bembeyaz olmuştu. Avucuyla yere vurmaya, hırıltıyla nefes almaya başladı; bırakmam için adeta yalvarıyordu.
Ona doğru eğildim ve alçak bir sesle şöyle dedim:
“Al bunu. Bir daha kız kardeşime yaklaşır ve ona elini kaldırırsan, bu kavga burada bitmez. Ve inan bana, kazanan ben olurum. O zaman sadece morluklarla kurtulamazsın.”
Onu bıraktım ve odadan çıktım.
Birkaç gün sonra Zeynep boşanma davası açtı ve kocasını temelli terk etti. Adam bir daha ona yaklaşmaya cesaret edemedi.

Son yorumlar