Kayınvalidem, düğünümde annem ve babamı

ed

Hayatımın en mutlu günü olması gereken düğünüm, birkaç dakikalık bir konuşmayla kabusa dönmüştü.

Her şey ne kadar güzel başlamıştı oysa. Salon ışıl ışıldı, masalar çiçeklerle süslenmişti, dostlarımız ve akrabalarımız kahkahalar eşliğinde sohbet ediyordu. Yanımda eşim Emre vardı; elimi tutuyor, ara ara kulağıma eğilip “Her şey harika gidiyor,” diyordu. Ben de gerçekten öyle olduğuna inanıyordum.

Ta ki kayınvalidem Pelin Hanım ayağa kalkana kadar.

Çay bardağına kaşığıyla vurduğunda salondaki uğultu yavaşça kesildi. Yüzünde ince, yapmacık bir gülümseme vardı. Başta klasik bir düğün konuşması yapacağını düşündüm. Ama gözleri doğrudan anne ve babamın oturduğu masaya çevrilince içimde kötü bir his yükseldi.

“İnsanların,” dedi sakin ama iğneleyici bir tonla, “kendi kızlarının düğününe tek kuruş katkı yapmadan gelmeleri gerçekten çok düşündürücü.”

Salon bir anda buz kesti.

Annemin yüzü soldu. Babam başını hafifçe eğdi. O an, yıllarca emek verip bizi büyüten o iki insanın herkesin içinde küçültülmesine tanık olmak içimi paramparça etti.

Pelin Hanım durmadı.

“Masrafların büyük kısmını biz karşıladık,” dedi. “Haliyle katkı yapmayanların belki de bu düğünde bulunmaması daha adil olur.”

Sözleri bir tokat gibi çarptı.

Annem babama eğilip bir şeyler fısıldadı. Babam ağır ağır ayağa kalktı. Sesi titremiyordu ama gözleri dolmuştu.

“Eğer burada istenmiyorsak, biz gidelim,” dedi kısık bir sesle.

O an zaman durdu sanki. Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi. Emre’ye döndüm.

Yüzü taştan bir maskeye dönmüştü.

Bir anda sandalyesini geriye itti. Çıkan ses salonda yankılandı. Ayağa kalktı ve mikrofonu eline aldı.

“Bir dakika,” dedi net ve kararlı bir sesle. “Bu düğünle ilgili gerçekleri herkesin bilmesi gerekiyor.”

Pelin Hanım’ın yüzündeki renk çekildi.

Emre derin bir nefes aldı. “Bu düğünün masraflarını ailem tek başına karşılamadı,” dedi. “Hatta çoğunu ben ödedim.”

Salonda fısıldaşmalar başladı.

“Yıllardır çalışıyorum,” diye devam etti. “Bu düğün için birikim yaptım. Eşimle birlikte karar verdik. Kimseye yük olmak istemedik. Annem destek olmak istedi, kabul ettim. Ama bu, başka bir aileyi küçük düşürme hakkı vermez.”

Pelin Hanım araya girmeye çalıştı. “Emre, şimdi sırası mı—”

“Evet anne,” dedi Emre, gözlerini ondan ayırmadan. “Tam sırası.”

Sonra herkesin duyabileceği bir netlikle konuştu:

“Bu düğün iki ailenin birleşmesi için yapıldı. Bir tarafı utandırmak için değil. Benim eşimin ailesi onurlu insanlardır. Bugün buradalar çünkü kızlarının mutluluğunu görmek istediler. Para yüzünden değil.”

Salondaki hava değişmeye başlamıştı. Biraz önce fısıldayanlar şimdi başlarıyla onaylıyordu.

Emre mikrofonu babama uzattı. “Baba,” dedi, “lütfen oturun. Siz bizim baş tacımızsınız.”

Babam bir an tereddüt etti. Sonra annemin elini tuttu ve yerine geri oturdu. Annemin gözlerinden süzülen yaş bu kez utançtan değil, gururdandı. Devamını okumak için diğer sayfaya gecebilirisniz..