Kocamın mezarını her gün ziyaret ederdim

Koram Murat’ın olümünün üzerinden üç yıl geçmişti. Neredeyse on yıl evli kalmıştık ama hiç çocuğumuz olmamıştı.
Onu kaybettikten sonra evim de, hayatim da sessizliğe gömüldü.
Her gun mezarlığa giderdim. Murat’ın mezarını temizler, sessizce oturur, birlikte geçirdiğimiz guzel gunleri duşunurdum
O gün de soğuk bir kış günüydu. Guneş vardı ama rüzgar iliklerime kadar işliyordu
Her zamanki gibi mezarlığa gittim.
Ve onu gördüm.
Bir ağara yaslanms, montuna sımsıkı sarılmış, derin bir uykuya dalmış küçük bir lez çocuğu
Yaklaşık on iki yaşlanında görünüyordu.
Yanına gidip sordum
“Canım, kayıp main? Ailen nerede?”
Soğuktan titreyerek cevap verdi:
“Birini anyorum… Annen başka bir şehirde. Dün evden kaçtım
İçim parçalandı.
Hava kararmaya başlamıştı, rüzgar daha da sertleşiyordu. Onu orada berakamazdım.
Gözlerinde bana tuhaf bir şekilde tanıtlık gelen bir şey vardı.
Onu eve götürmeyi teklif ettim.
Bir an tereddüt etti… sonra kabul etti
Eve geldiğimizde onu battaniyeye sardım, sıcak bir çorba yaptım. Biraz kendine geldikten sonra sordum
“Neden evden kaçtın?”
Gözlerini yere indirdi
“Birini bulmam gerekiyor. Ona çok önemli bir şey söylemeliyim. Ama annem… gerçeği söylememi istemedi
lome kötü bir his çöktü.
Peki kimi arıyorsun?” diye sordum.
Cebintien eski, buruşuk bir fotoğraf çıkanı ve bana uzatı
“Bu fotografi annem verdi dedi.
Fotografa baktığım anda nefesim kesildi
Elimde tuttuğum fotoğraftaki adam
Benim kocam Murat’ti
Titreyen bir sesle fısıldadım:
“Bu fotoğraf neden sende?. Kocamla ne ilgisi var?”
Ve işte o an, hayatının bildiğim her şeyin sona erdiğini anladım.
Fotoğrafı elimde tutarken parmaklanımın ucu buz kesti. Sanki kağıt değil de bir suç delili tutuyordum. Kız çocuğu karşımdaki sandalyeye oturmuş, iki elini çorba
kasesinin etrafında ısıtmaya çalışıyordu. Saçlanı kanışmıştı, yanaklan soğuktan kızarmış, göz altian morarmıştı. Ama o gözler. O gözler, Murat in gözleriyle aynı
tonda, ayrı derinlikteydi.
“Bu fotograf neden sende?” diye bir kez daha sordum. Sesim kontrolümden çıkmış, fazla sertleşmişti. Hemen pişman oldum. Kız ürktu, bakışlarını kaçırdı
“Ben… adımı söyleyeyim mi?” dedi fısılbyla.
“Evet,” dedim, daha yumuşak bir sesle. “Benim adım Elif Seninki?”
“Zeynep” dedi. “Annem annem bana bu fotoğrafı verdi ama saklamamı söyledi. Beni bulmak istemezsen diye…
Kalbim deli gibi çarpmaya başladı. “Kimi bulmak istemezsom?
Zeynep yutkundu. “Onu.”
Onu derken “Fotograftaki adamı Gözleri bir an doldu, sonra kendini toparladı, “Ben ona bir şey söylemek zorundayım.”
Başım döndu. Murat üç yıl önce toprağa verilmişti. Kendi ellerimle mezarına çiçek bırakmıştım. Olum raporu hastane… cenaze hepsi gerçekti. Peki bu luz neden onu anyordu? Ve a tanıdık bakışlar
“Zeynep dedim, kendimi toparlamaya çalışarak, Murat yani fotoğraftaki adam… benim kocamdı. Ve uç yıl önce oldu
Kızın gözleri büyüdiu. “Hayır” dedi kararlı bir şekilde Annem öyle demedi. Annem… O ölmedi dedi. Sadece yokmuş gibi yapıyorlar” dedi
Boğazım dügümlendi. “Annen kim?”
Zeynep başını eğdi. “Annenin adı Sevil. Bana kızma, ama ben onun telefonundan bir adres gördum. Mezarlık yazıyordu. Ben de buraya geldim. Çünku annem barna hep Oraya gitme derdi. Ne zaman sorsam, ağlamaya başlardı
İçimde buz gibi bir korku yükseldi. Murat’ın ölümünden sonra hayatımda ilk kez, sanki görünmez bir el omzuma dokunmuş gibi inkildim. Bir şeylerin yanlış olduğu
hisai… O kadar keskinleşti ki nefesim daraldı.
“Sevil…” dedim. Bu isim, hafızamın bir köşesinde yankılandı. Murat’ın iş arkadaşlarından biri miydi? Eski bir komşu mu? Yoksa geçmişten bir gölge mi?
Zeynep’in titreyen sesine odaklandım. “Annenin başka söylediği bir şey var mi?” diye sordum
Kız çantasından buruşmuş bir kağıt çıkardı “Bunu da verdi,” dedi. “Okuma yazmam var ama bu yazı çok kanşik”
Kağıdı açtım. Üzerinde aceleyle karalanmış birkaç satır vardı. Gözlerim satırların üzerinde gezdikçe midem daha da devamını okumak için diğer sayfaya gecebilriisniz..
Pages: 1 2

Son yorumlar