Mehmet Bey’in eşi misiniz? diye sordu

uiuiuiui

“Sevgilim. Bunu sana yıllar önce söylemeliydim ama yapamadım. Altmış beş yıl önce gömdüğümü sandığım bir sır var. Ama o sır hayatım boyunca peşimi bırakmadı. Gerçeği bilmeyı hak ediyorsun. Bu anahtar şehir dışındakı bir garajı açıyor. Orada seni bekleyen bir şey var. Umarım beni affedebilirsin.”
Kalbim hızla çarpmaya başladı. Mehmet’le 62 yıl geçirmiştim ve onun böyle bir şey saklamış olabileceğine inanmak istemiyordum. Ama merak ve korku içimde birbirine karışmıştı. Paltomu giyip dışarı çıktım ve bir taksiye binerek mektuptaki adrese gittim.
Garajlar şehrin biraz dışında, eski bir sanayi bölgesindeydi. Mehmet’in bahsettiği 122 numaralı garajı buldum. Ellerim titreyerek anahtarı kilide soktum. Kapı gıcırdayarak açıldı.  İçeride ağır bir toz kokusu vardı. Ortada, örümcek ağlarıyla kaplanmış büyük bir sandık duruyordu. Sandık neredeyse benim boyum kadardı. Kalbim sanki göğsümden çıkacak gibiydi. Yavaşça yaklaştım. kapağındaki tozu sildim ve sandığı açtım.
Bir an nefesim kesildi.
Sandığın içinde bır çocuk yatağı, birkaç eski oyuncak, sararmış fotoğraflar ve küçük bır kutu vardı.
*Allahım. Mehmet… sen ne yaptın?” diye fısıldadım Kutuyu açtım. İçinde eski mektuplar ve bir doğum belgesi vardı. Belgede bir kız çocuğunun adı yazıyordu. Doğum tarihi.. yaklaşık 65 yıl öncesine aitti. Babasının adı ise Mehmet olarak geçiyordu.  Fotoğraflara baktım. Genç bir kadın ve kucağında bir bebek Yanlarında duran genç adam ise Mehmetti. Onu hemen tanıdım. Bu fotoğraf, benimle tanışmadan önceki yıllara ait olmalıydı
Mektuplanı okumaya başladım. Mehmet gençliğinde bir kadına aşık olmuştu Kadın hamile kalmış an kısa süre sonra ağır bir hastalıktan hayatını kaybetmişti. Mehmet o sırada askerdeymış. Döndüğünde kadının ailesi bebeği alıp başka bir şehre taşınmış. Mehmet kızını bulmaya çalışmış ama yıllarca izin rastlayamamış
Ta ki birkaç yıl önceye kadar.
Sandığın içindeki son mektubu açtım. Mehmet’in yazısıydı.  “Onu sonunda buldum. Kızımın bir kızı var. Yani benim torunum. Ama ben artık çok yaşlıyım. Onlara gerçeği anlatacak cesareti bulamadım. Bu yüzden senden bir şey rica ediyorum. Eğer bunu okuyorsan, demek ki artık aranızda değilim. Onlara ulaşmanı ve gerçeği anlatmanı istiyorum. Çünkü sen hayatımda tanıdığım en güçlü ve en merhametli insansın
Mektubu bitirdiğimde gözlerim dolmuştu.
Birden cenazede bana zarfı veren küçük kızı hatırladım.
Demek ki…
O. Mehmet’in torunuydu.
Garajda bir süre sessizce oturdum. İçimde öfke yoktu. Sadece büyük bir şaşkınlık ve garip bir hüzün vardı. Mehmet hayatı boyunca bir sırrın yükünü taşımıştı.  “Onu sonunda buldum. Kızımın bır kızı var Yanı benim torunum. Ama ben artık çok yaşlıyım. Onlara gerçeği anlatacak cesareti bulamadım. Bu yüzden senden bir şey rica ediyorum. Eğer bunu okuyorsan, demek ki artık aranızda değilim. Onlara ulaşmanı ve gerçeği anlatmanı istiyorum. Çünkü sen hayatımda tanıdığım en güçlü ve en merhametli insansın.”
Mektubu bitirdiğimde gözlerim dolmuştu.
Birden cenazede bana zarfı veren küçük kızı hatırladım.
Demek ki..
O, Mehmet’in torunuydu.
Garajda bir süre sessizce oturdum. İçimde öfke yoktu. Sadece büyük bir şaşkınlık ve garip bir hüzün vardı. Mehmet hayatı boyunca bir sırrın yükünü taşımıştı.  Ertesi gün sandıktaki adreslerden birini takip ettim. Kapıyı çaldığımda cenazedeki küçük kız kapıyı açtı. Beni görünce gözleri büyüdü.
Arkasından genç bır kadın geldi.
Derin bir nefes aldım.
“Ben Mehmet’in eşiyim.” dedim. “Sanırım konuşmamız gereken çok şey var
Kadının gözleri doldu. Küçük kız sessizce bana baktı.
O an anladım ki hayat bazen bizi beklemediğimiz gerçeklerle karşılaştırır. Ama sevgi, insanlan yıllar sonra bile birbirine bağlayabilir
Mehmet artık yoktu.
Ama geride bıraktığı sır, sonunda bir aileyi yeniden bir araya getirmişti