O bana kendimi değerli hissettiriyor
Eşim beni alt komşumuzla aldatıp “O bana kendimi değerli hissettiriyor” diyerek beni beş parasız evden attırmıştı, fakat on yıl sonra borç batağına düşüp sığındıkları tek toplu konut projesinin baş müteahhidi yeni kocam olduğunu görünce dilsiz kaldı.
Evliliğimizin sekizinci yılında, Burak’ın bana söylediği o iğrenç cümle hâlâ kulaklarımda çınlar. “O bana kendimi değerli hissettiriyor” demişti yüzüme baka baka. Bahsettiği kişi, her sabah apartman kapısında karşılaştığımız, “Günaydın Leyla abla” diyerek yüzüme gülen alt komşumuz Cansu’ydu. Aylarca benim evimde yediğimiz yemeklerin, içtiğimiz kahvelerin ardında böylesine kirli bir ihanet yatıyormuş. Burak, kendi üzerine olan evi satılığa çıkardığını, boşanma davasını açtığını ve hemen o akşam evi boşaltmam gerektiğini söylediğinde, başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Üzerimde sadece günlük kıyafetlerim ve cebimde birkaç kuruş parayla o kapıdan dışarı atıldığımda, Cansu’nun üst kattan bana attığı o alaycı ve zafer dolu bakışı hayatım boyunca unutamam. Beş parasızdım, kimsesizdim ve kalbim onarılamaz bir biçimde kırılmıştı.
Sokakta kaldığım o ilk günler, gururumun paramparça olduğu, gözyaşlarımın hiç kurumadığı karanlık bir labirent gibiydi. Ancak bir kadının gerçek gücü, tam da düştüğü o en dip noktada ortaya çıkıyor. Kendimi toparlamak zorundaydım. Bir tanıdığımın vasıtasıyla büyük bir inşaat firmasında şantiye sekreteri olarak işe başladım. Tozun toprağın içinde, sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar çalışıyor, bir yandan da emlak ve proje yönetimi üzerine eğitimler alıyordum. İşte hayatımın dönüm noktası da o şantiyede başladı. Projenin baş müteahhidi Sinan ile tanıştım. Sinan; dürüst, merhametli, tırnaklarıyla kazıyarak bulunduğu yere gelmiş, insanlara değer veren muazzam bir adamdı. Benim o yıkık dökük halimi değil, içimdeki azmi, zekamı ve dürüstlüğümü gördü. Birlikte omuz omuza çalıştık, projeler ürettik ve zamanla aramızdaki bu güçlü saygı, derin bir aşka dönüştü. Evlendik ve Sinan ile birlikte kendi inşaat şirketimizi kurduk. On yılın sonunda şirketimiz, şehrin en prestijli ve güvenilir toplu konut projelerine imza atan devasa bir marka haline gelmişti.
Geçen on yıl boyunca Burak ve Cansu’nun hayatından tamamen kopmuştum. Geçmişi geride bırakmıştım ama kaderin, yarım kalan hesapları kapatmak gibi kusursuz bir huyu vardı.
Geçtiğimiz ay, şirketimizin dar gelirli aileler için inşa ettiği dev bir toplu konut projesinin kura ve anahtar teslim töreni vardı. Sinan ile birlikte tören alanındaydık. Proje müdürümüz, borç batağına düşmüş, evlerine haciz gelmiş ve zar zor denkleştirdikleri peşinatla bu projeden ev almaya hak kazanmış ailelerin dosyalarını önümüze getirdi. İmza masasında Sinan ile yan yana oturuyorduk… devamını okumak için diğer sayfaya gecebilirisniz..


Son yorumlar