Oğlum 15 yıl önce okuldan kayboldu

1 265

Oğlum 15 yıl önce okuldan kayboldu — ve yıllar sonra TikTok’ta ona tıpatıp benzeyen birini gördüm.

10 yaşındaki oğlum Berk’in okula gidip bir daha geri dönmediği gün hayatım ikiye bölündü. O sabah onu her zamanki gibi uğurlamıştım. Çantasını sırtına geçirirken dönüp “Akşam köfte yapar mısın?” diye sormuştu. Gülerek “Tabii ki,” demiştim. Ama o akşam ne kapı açıldı ne de Berk eve döndü. İlk gün bekledik. İkinci gün umut ettik. Sonra günler haftalara, haftalar yıllara dönüştü.

Polisler geldi, aramalar yapıldı, ilanlar bastırıldı. Türkiye’nin dört bir yanına gittik. Hiçbir iz yoktu. Herkes zamanla kabullendi… ama ben kabullenemedim. İçimde bir yerde, Berk’in hâlâ yaşadığına dair sarsılmaz bir his vardı. Eşim yıllar içinde yoruldu. “Belki de artık bırakmalıyız,” dediği çok oldu. Ama ben bırakmadım. Çünkü her gece rüyamda bana bakıyordu. Sessizce… sanki beni bulmamı bekliyordu.

Aradan 15 yıl geçti. Bir gece uykum kaçtı. Telefonda amaçsızca gezinirken bir TikTok canlı yayınına denk geldim. Yayındaki genç adamı gördüğüm anda kalbim hızla atmaya başladı. Yüz hatları… bakışları… o kadar tanıdıktı ki. Sanki Berk büyümüş, karşımda duruyordu.

Genç adam gülerek konuşuyordu: “Son zamanlarda rüyamda sürekli aynı kadını görüyorum. Kim olduğunu bilmiyorum ama çizmek istedim.” Elindeki kağıdı kameraya tuttu.

O an dünya durdu.

Çizdiği kadın bendim. Daha genç halim. Ama kesinlikle bendim.

Çığlık atarak eşimi uyandırdım. İlk başta ne dediğimi anlamadı. Ama videoyu izleyince yüzündeki ifade değişti. İkimiz de aynı şeyi düşünüyorduk ama söylemeye korkuyorduk.

Yine de dayanamadım. Gence mesaj attım: “Merhaba, canlı yayında çizdiğin kişi bendim. Sanırım birbirimizi tanıyor olabiliriz. Buluşabilir miyiz?”

Saatler geçmedi ki cevap geldi: “Olur. Adres bu.”

Ertesi sabah yola çıktık. Yaklaşık 3500 kilometrelik bir yolculuktu. Uçakta elim eşimin elindeydi ama kalbim yerinde durmuyordu. Ya yanılıyorsam? Ya bu sadece bir tesadüfse? Ama içimdeki ses susmuyordu: “Bu o.”

Evin önüne geldiğimizde dizlerim titriyordu. Kapıyı çaldım. Birkaç saniye sonra kapı açıldı.

Karşımda duran genç adam… evet, Berk’e benziyordu. Ama aynı zamanda yabancıydı. Gözleri bana bakarken bir an dondu.

“Buyurun?” dedi.

Ses tonu… o kadar tanıdıktı ki gözlerim doldu.

“Ben…” diye başladım ama kelimeler boğazımda düğümlendi. “Seni tanıyorum.”

Kaşlarını çattı. “Sanmıyorum.”

Eşim araya girdi. “Lütfen… sadece birkaç dakika konuşalım.”

Bizi içeri aldı. Ev sadeydi. Duvarlarda çizimler asılıydı. Oturduk. Ellerim titriyordu.

“Adın ne?” diye sordum devamını okumak için diğer sayfaya gecebilirisniz..