Oğlumun cenazesine giderken uçaktaydım ve pilotun sesini duydum
Oğlumun cenazesine giderken uçaktaydım ve pilotun sesini duydum; onunla 40 yıl önce tanıştığımı fark ettim.
Oğlunu toprağa vermek için yola çıkan Meral, uçak hoparlörlerinden gelen geçmişe ait bir sesi duyar. Yasla başlayan bu yolculuk, beklenmedik bir dönemece girer ve insana şunu hatırlatır: Kayıpların ortasında bile hayat yeniden bir anlam kazanabilir.
Benim adım Meral ve altmış üç yaşındayım. Geçen ay, oğlumu toprağa vermek için Erzurum’a giden bir uçağa bindim.
Mehmet, elini dizinin üzerine koymuştu; parmaklarını, sanki bir türlü düzelmeyen bir şeyi düzeltmeye çalışıyormuş gibi oynatıyordu. O her zaman çözüm bulan kişiydi — elinde mutlaka bir plan, bir parça bant olurdu.
Ama bugün… adımı bir kez bile söylememişti.
O sabah, o dar koltuk sırasında, bana birlikte bir hayat kurduğum adamdan çok, eskiden tanıdığım biri gibi geliyordu. İkimiz de aynı kişiyi kaybetmiştik; ama yasımız sessiz, ayrı akıntılar gibi ilerliyor, birbirine hiç dokunmuyordu.
“Biraz su ister misin?” diye yumuşak bir sesle sordu.
Sanki bu soru, dağılmamı engelleyebilirmiş gibi. Devamını okumak için diğer sayfaya gecebilriisniz..


Son yorumlar