Parası olmayan yaşlı bir adama bedava akşam yemeği verdim

Tahtalarla kapatılmış çamaşırhanenin hemen yanındaki, yıllardır kimsenin girmediği o döküntü yapı
Kendi kendime guldum.
Sanalik, dedim.
Ama anahtar avucumda ağırlaşıyordu. Sanki beni oraya çağırıyordu.
Montumu giydim, lokantayı kilitledim ve sokağa çıktım.
Kapısı paslarımış binanın önünde durduğumda, içimde bir ses geri dönmemi söyledi. Ama başka bir ses dedernin sesi daha güçluydu
“Bazen kapıyı açmak gerekir, Lale.”
Anahtar kilide tam oturdu. Kapı gıcırdayarak açıldı. İçerisi karanlıktı, rutubet kokuyordu. Telefonumun ışığını açıp merdivenlerden aşağı indim. Bodrumda tek bir
oda vardı. Ortada eski bir masa, köşede kilitli bir saridik
Sandığın kilidi anahtarla açıldı
İçinde para yoktu. Mucevher yoktu.
Belgeler vard
Tapular Dosyalar. Eski banka dekortlan
Ve en üstte, sararmış bir fotograf.
Fotografta genç bir adam ve yanında gülümseyen küçük bir kız vardı. Kız, benim kızım Defne’ydi.
Dizlerimin bağı çözüldü. Sandığın kenarına tutunmasam yere yığılacaktım
Dosyalan karıştırdım. Tarihler… Altı yıl öncesine aitti. Defne’nin kaybolduğu yıla
O an her şey yerine oturdu.
Kemal
O yaşlı adam
Kızımı son gören kişi aydu.
Ama kaçıran deği
Koruyan
Belgelerden öğrendim: Defrie, eviden kaçtığı gece bir sokak kavgasırın ortasında kalmıştı. Kemal, o sırada sokakta yaşayan, kimligini kaybetmiş eski bir mühendisti
Defne’yi kurtarmış, hastaneye götürmuş ama kızım koma hálindeyken polis gelmeden önce bir şey fark etmişti: Defne, peşindeki adamlardan korkuyordu
Kemal, kızımı resmi kayıtlardan gizlemişti. Onu kırsaldaki bir bakımevine yerleştirmiş, tedavisi için yıllarca kendi birikimini harcamıştı. Sonra… Defne iyileşmişti
Ama geri dönmemişti
Dosyanın en altındaki mektup, Defne’nin el yazısıyla yazılmıştı
“Anne,
Eğer bunu okuyorsan, beni affet. Sana yük olmak istemedim. Yeni bir hayat kurmaya çalıştım. Ama seni her gün düşündüm.
Kemal amca bana bir baba gibiydi.
Eğer bir gün lokantana gelirse, bil ki bu bir veda değil, bir teşekkürdür.”
Gözyaşlarım kağıdı ıslatı.
O an anladım.
Dun gece, lokantama gelen yaşlı adam….
Kızımı bana geri getirenemişti belki ama gerçeği getirmişti.
Dışarı çıktığımda güneş doğuyordu. Neon tabela sönmüştu. Ama ilk kez, kaparımaktan korkmuyordum.
O gün lokantayı açtım. Kapıya küçük bir yazı astımı
“Askıda yemek vardır.”
Ve her akşam, bir masa boş kalır
Kemal için
Ve bazen, bir iyiligin sandığımızıdan çok daha böyük bir miras bırakabileceğini hatırlamak için.
Defne için.
Beyaz zarf… bir veda değildi.
Bir kapıydı.
Ve ben o kapıdan geçtim.

Son yorumlar