Rahmetli en yakın arkadaşımın dört çocuğunu evlat edindim
Rahmetli en yakın arkadaşımın dört çocuğunu evlat edindim. Yıllar sonra kapıma gelen bir yabancı, bildiğim her şeyi sorgulamama neden oldu. Rahmetli en yakın arkadaşımın dört çocuğunu evlat edindim. Yıllar sonra kapıma gelen bir yabancı, bildiğim her şeyi sorgulamama neden oldu.
En yakın arkadaşımı yıllarca hayatımı paylaştığım, ailem gibi gördüğüm biriydi. Benim iki çocuğum vardı, onun dort. Annelik anun için her şeydi. Ancak dördüncü çocuğunu doğurduktan kısa süre sonra kocası ani bir kazada hayatını kaybetti. Bu acımın ardından kendisine kanser teşhisi kondu ve hızla kötüleşti.
Tedavi súrecinde çocuklanına ben baktim. Ali ay sonra onu kaybettik. Olmeden önce elini tutup çocuklanni asla terk etmeyeceğime siz verdim. Yakın akrabalan olmadığı için eşimle birlikte hiç tereddüt etmeden dört çocuğunu da evlat edindik. Bir gecede altı çocuğun ebeveyni olduk.
ilk zamanlar çok zordu ama zamanla herkes birbirine alıştı. Çocuklar kardeş gibi büyudu, biz de hepsini eşit sevgiyle yetiştirdik. Villar sonra hayat nihayet düzene girmişti.
Bir gün evtle yalnızken kapı çaldı. Karşımda tanımadığım, şık giyimli bir kadın vardı. Kendini tanıtmadan, ölen arkadaşımı tanıdığını ve bana bir “gerçeği anlatması gerektiğini söyledi. Uzun süredir beni aradığını, arkadaşımın kendini anlattığı kişi olmadığını iddia etti.
Elime bir zarf verdi. İçinde, arkadaşım tarafından yazılmış bir mektup vardı. Satır satır okurken nefesimi tuttuğumu hissettim çünkü mektup, geçmişte bildiğimi
sandığım her şeyi altust eden bir gerçeği ortaya koyuyordu
Zarfı kapatıp bir süre elimde tuttum. Parmaklarım uyuşmuştu. Sanki o ince kägıt, geçmişle bugün arasında ağır bir kapıydı ve açarsam geri dönüş olmayacaktı. Derin bir nefes aldım ve mektubu okumaya başladım.
Mektup, bir özürle başbyordu. Hayatı boyunca yaptığı hatalar için, özellikle de çocukları için. Okudukça kalbim sıkıştı. Çünkü satırlarda tanıdığım kadının sesi vardi ama anlattıkları, bildigim hayata hiç benzemiyordu. Meger bana anlattığı geçmiş, sadece küçük bir parçaymış. Hayatının bir döneminde barnbaşka bir yerde, bambaşka bir kimlikle yaşamış, Kaçtığını yazıyordu. Bir şeylerden, birilerinden… Ve en çok da kendinders.
Mektupta, çocuklarının babası olarak bildiğimiz kişinin, gerçekte sadece onlara sahip çıkan biri olduğu yazıyordu. Gerçek babanın kim olduğunu açıkılamıyor ama bunun bilinmesini istemediğini özellikle vurguluyordu. Çunku geçmişin yeniden açılmasının çocuklara zarar vereceğinden korkuyordu. “Onlar masum,” diyordu, “ve masum kalmalılar
Okudukça gözlerim doldu. Yıllarca aynı sofrayı paylaştığım, dertlerini bildigimi sandığım insanın, içimde hiç bilmediğim bir boşluk bıraktığını fark ettim. Ama mektubun asıl sarsıcı kemi sona doğruydu. Bana teşekkür ediyordu. Çocuklanmı sevdigimi bildiğini, onlan benden başka kimseye emanet edemeyeceğini yazmıştı “Gerçeği bilsen de bilmesen de, onlann annesi sensin,” diyordu devamını okumak için diğer sayfaya gecebilriisniz..


Son yorumlar