Rahmetli en yakın arkadaşımın dört çocuğunu evlat edindim

Mektubu bitirdiğimde ellerim titriyordu. Kapıda duran kadına baktım. Gözlerinde ne merak ne de pişmanlık varnic sadece uzun suredir tapdığı bir yukten kurtulmuş olmanın yorgunluğu. Bana, mektubu bana vermekle görevini tamamladığımı, artık geçmişle bir bağının kalmadığını söyledi. Ardından arkasını donup gitti. Onu bir daha hiç görmedim.
Kapıyı kapattığında ev sessizdi. Çocukların odalarından gelen nefes sesleri, bana hayatta hälä somut olan tek gerçeği hatırlattı. Salonun ortasında oturup uzun süre düşündüm. Bu gerçeği bilmek neyi değiştiriyordu? Onları kucağıma aldığım ilk günkü korkumu mu, birlikte gülduğümüz anlan m, hastalıklarında sabahladığım geceleri mi?
Ertesi sabah kahvaltıyı hazırlarken çocuklar sırayla mutfağa geldi. Biri uykulu gözlerle hana sarıldı, diğeri okulda anlatacağı bir şeyi heyecanla paylaştı. O an fark ettim ki, mektuptaki sırlar onların yüzlerinde hiçbir anlam taşımıyordu. Onlar için ben, geceleri üstlerini örten, yaralan open, korktuklarında yanlarında olan kişiydim.
Günler geçti. Mektubu kimseye anlatmadım. Eşime bile. Çünkü bu gerçeğin paylaşılmasının kimseye faydası olmayacaktı. Ancak içimde bir şey değişmişti. Artık arkadaşımı daha farklı anlıyordum. Onu yargılamadan, kaçtığı hayatı düşünerek Belki de túm o sırlar, çocuklarını korumak için ördüğu bir kalkandı.
Yıllar sonra çocuklar buyüdu. Hayatın sorulan artmaya başlatdığında, onlara her zaman durustluğün önemini anlattım ama aynı zamanda sevginin bazen gerçeğin zinune geçebileceğini de. Çünkü herkes her gerçeği taşımak zorunda değildir. Bazı gerçekler, sadece taşıyanın yüküdür.
Bir gün mektubu tekrar elime aldım. Artık içimde korku yoktu. Onu sakladığım yerden çıkarıp uzun uzun baktım. Sonra yırtmaden, yakmadım. Bir kutuya koyup kilitledim. Bu, geçmişe saygımın bir işaretiydi. Ama hayatımı yönlendirmesine izin vermedim.
Çünkü sonunda şunu anladım. İnsanları anne ya da haba yapan kan baglan değil, verilen süzlentic. Ben bir süz vermiştim. O süz, yıllar boyunca sayısız uykusuz geceye, gözyaşına, kahkahaya dönüştü. Mektuptaki sırlar, o sözü geçersiz kılamazdı.
Arkadaşın belki söylediği kişi degildi. Ama çocukları sevmişti. Ben de anlan sevdim. Ve bu sevgi, gerçeğin tüm ağırlığımdan daha guçlüydu bu hikaye gerçek
olaycian esinlenerek kurgulanarak hazırlanmıştır.

Son yorumlar