Sekiz yaşındaki bir kız çocuğu yalnız uyuyor

KÜÇÜK YAŞTAN BERİ YALNIZ UYUYAN BİR KIZ ÇOCUĞU
Elif daha anaokuluna giderken, onu kendi odasında uyumaya alıştırdım.
Bunu onu sevmediğim için yapmadım.
Tam tersine… Onu yeterince sevdiğim için yaptım. Çünkü bir çocuk, sürekli bir yetişkinin kollarına tutunarak büyüyemez.
Elif’in odası evin en güzel odasıydı.
— İki metre genişliğinde, neredeyse iki bin dolara alınmış kaliteli bir yatak
— Hikâye kitapları ve çizgi romanlarla dolu raflar
— Özenle dizilmiş peluş oyuncaklar
— Yumuşak, sıcak, sarı bir gece lambası
Her gece ona bir masal okurdum, alnından öperdim ve ışığı kapatırdım.
Elif hiçbir zaman yalnız uyumaktan korkmamıştı.
Ta ki…
Bir sabaha kadar.
“Anne, yatağım çok dardı…”
O sabah kahvaltı hazırlarken, Elif dişlerini fırçalayıp mutfaktan çıktı, belime sarıldı ve uykulu bir sesle konuştu:
“Anne… Dün gece iyi uyuyamadım.”
Döndüm ve gülümsedim.
“Neden tatlım?”
Elif kaşlarını çattı, bir süre düşündü ve sonra dedi ki:
“Yatağım… çok dardı.”
Güldüm.
“Yatağın iki metre genişliğinde ve tek başına yatıyorsun. Nasıl dar olabilir? Yoksa oyuncaklarını ve kitaplarını toplamayı mı unuttun?”
Elif başını salladı.
“Hayır anne. Tertipliydi.”
Saçlarını okşadım. Bunu basit bir çocuk şikâyeti sandım.
Ama yanılıyordum.
Beni Huzursuz Eden Tekrar Eden Sözler
İki gün sonra…
Sonra üç gün…
Sonra koca bir hafta.
Her sabah benzer şeyler söylemeye başladı:
“Anne, iyi uyuyamadım.”
“Yatağım çok küçüktü.”
“Sanki biri beni kenara itiyordu.”
Bir sabah, kanımı donduran bir soru sordu:
“Anne… dün gece odama sen mi geldin?”
Çömeldim ve gözlerinin içine baktım.
“Hayır. Neden sordun?”
Elif tereddüt etti.
“Çünkü… yanımda biri yatıyormuş gibi hissettim.”
Zorla gülümsedim, sesimi sakin tuttum.
“Rüya görmüşsündür. Anne babanla birlikte uyudu.”
Ama o andan sonra…
Ben bir daha rahat uyuyamadım.
Kamerayı Takma Kararı
İlk başta Elif’in kâbus gördüğünü düşündüm.
Ama bir anne olarak, gözlerindeki korkuyu görüyordum.
Eşimle konuştum. Murat Yıldırım, yoğun çalışan bir cerrahtı ve uzun nöbetlerden sonra çoğu zaman geç gelirdi.
Beni dinledi, sonra hafifçe gülümsedi.
“Çocuklar hayal kurar. Evimiz güvenli… böyle şeyler olmaz.”
Tartışmadım.
Sadece…
Bir kamera taktım.
Elif’in odasının tavan köşesine, küçük ve dikkat çekmeyen bir kamera. Kızımı izlemek için değil, içimi rahatlatmak için.
O gece Elif huzurla uyudu.
Yatak tertipliydi.
Dağınıklık yoktu.
Yer kaplayan hiçbir şey yoktu.
Derin bir nefes aldım.
Ta ki…
Gece saat ikiye kadar.
GECE SAAT İKİ — ASLA UNUTAMAYACAĞIM AN
Susadığım için uyandım.
Salondan geçerken, alışkanlıkla telefonumu açtım ve kameraya baktım. Sadece her şey yolunda mı diye…
Ve sonra…
Donup kaldım.
Ekranda Elif’in odasının kapısı yavaşça açıldı.
Bir siluet içeri girdi.
İnce bir beden.
Beyazlamış saçlar.
Yavaş ve dengesiz adımlar.
Ağzımı kapattım, kalbim deli gibi atıyordu çünkü fark ettim ki…
O…
Kayınvalidemdi. Zeliha Yıldırım.
Doğruca Elif’in yatağına yürüdü.
Battaniyeyi nazikçe kaldırdı.
Ve…
Torununun yanına uzandı.
Sanki…
Kendi yatağıymış gibi.
Elif uykusunda kıpırdandı, yatağın kenarına doğru itildi. Kaşlarını çattı ama uyanmadı.
Ben ise…
Tek bir ses çıkarmadan ağladım.
Hayatını Oğluna Adamış Bir Kadın
Kayınvalidem yetmiş sekiz yaşındaydı.
Eşim yedi yaşındayken dul kalmıştı.
Kırk yıldan fazla bir süre yeniden evlenmedi.
Ne iş bulduysa yaptı:
— Temizlik
— Çamaşır
— Sabahları yiyecek satışı
Sırf oğlunu büyütmek ve tıp fakültesine gönderebilmek için.
Murat bana anlatmıştı…
Çocukken, annesinin günlerce sadece kuru ekmek yediğini ama ona et ve balık almaktan vazgeçmediğini.
Üniversiteye gittiğinde bile, zarfa koyulmuş yirmi – otuz dolarları ona göndermeye devam etmişti.
Kendisi içinse…
Yürek burkan bir yoklukla yaşamıştı.
YAŞLILIĞIN SESSİZ HASTALIĞI
Son yıllarda kayınvalidemde unutkanlık belirtileri başlamıştı.
— Bir gün parkta kaybolmuş, gece yarısına kadar ağlamıştı
— Bir gün yemek yerken başını kaldırıp bana:
“Sen kimsin?” demişti
— Bazen beni, rahmetli eşinin adıyla çağırıyordu
Doktora götürdük.
Doktor yumuşak bir sesle söyledi:
“Alzheimer’ın erken evresi.”
Ama geceleri evin içinde dolaşacağını hiç düşünmemiştik.
Ve asla…
Torununun yatağına gireceğini tahmin etmemiştik.
BÜYÜKLER GERÇEĞİ GÖRDÜĞÜNDE
Ertesi sabah, kamera görüntülerini Murat’a gösterdim.
Uzun süre konuşmadı.
Sonra çöktü.
“Beni küçükken hatırlıyor olmalı…”
Elimi sıktı.
“Hata benim. İşe o kadar odaklandım ki annemin yavaş yavaş kaybolduğunu fark etmedim.”
O geceden sonra Elif bizimle uyudu.
Kayınvalidemi ise…
Asla suçlamadık.
Onu her zamankinden daha çok sevdik.
HER ŞEYİ DEĞİŞTİREN KARAR
Şunlara karar verdik:
— Elif’in odasının kapısını geceleri nazikçe kapatmaya
— Eve hareket sensörleri yerleştirmeye
— Ve en önemlisi: kayınvalidemin artık asla yalnız uyumamasına
Onu, odamıza yakın bir odaya aldık.
Her gece yanına oturdum.
Onunla konuştum.
Anılarını dinledim.
Kendini güvende hissetmesine yardım ettim.
Çünkü bazen yaşlı insanların ihtiyacı olan şey ilaç değildir.
Hâlâ bir aileleri olduğunu bilmektir.
SON
Kızımın yatağı aslında hiçbir zaman küçük değildi.
Asıl olan şuydu:
Yalnız, anılarının içinde kaybolmuş yaşlı bir kadın…
Bir ömür boyunca kucağında tuttuğu bir çocuğun sıcaklığını arıyordu.

Son yorumlar