Selin duyduklarının şokuyla nefesini tuttu
Selin, duyduklarının şokuyla nefesini tuttu. Karşısındaki kadın dakikalar önce ölümü bekleyen bir hasta gibi görünürken, şimdi gözlerinde fırtınalar kopan bir satranç ustasına dönüşmüştü. Leyla, hemşirenin elini bırakmadan sesini daha da alçalttı.
“Kaan dışarıda bekliyor, değil mi? Üzgün koca rolünü oynuyor. Ama bilmediği bir şey var; Marmara Hukuk’tan dereceyle mezun olduğumda, sadece kanunları değil, onun gibi adamların boşluklarını da öğrendim.”
Leyla, Selin’in cebindeki hastane tabletine işaret etti.
“Sistemde hala ‘bilinci kapalı’ olarak görünüyorum. Bunu değiştirme. Kaan’ın avukatı Bursa’daki noterle yarın sabah için randevulaştı. Sahte bir imza sirküsüyle tüm yetkiyi üzerine alacak. Ama o imzayı ben atacağım… Sadece onun beklediği kağıda değil.”
Selin titreyen bir sesle sordu: “Ne yapmamı istiyorsunuz? Bu suç, mesleğimden olurum!”
Leyla’nın gözleri parladı. “Suç olan, bir kadını diri diri gömmeye çalışmaktır. Sen sadece bana özel bir telefon ulaştıracaksın. Ve o telefonla yapılacak tek bir görüşme, Kaan’ın İzmir’deki gizli liman sevkiyatlarını ve holdingden kaçırdığı milyonları gün yüzüne çıkaracak.”
Tam o sırada kapı kolu hafifçe aşağı indi. Leyla anında gözlerini kapattı, bedeni bir anda boşaldı. Selin panikle elindeki serum askısını düzeltiyormuş gibi yaptı.
Kaan içeri girdi. Gözleri Selin’in üzerindeydi, bir şeylerden şüphelenmiş gibiydi.
“Bir sorun mu var hemşire hanım? Karımın nabzı neden bu kadar hızlı?”
Selin, kalbinin göğsünden fırlayacak gibi çarpmasına engel olamıyordu. Masanın üzerindeki o beyaz zambaklara baktı. Eğer şimdi yanlış bir kelime ederse, her şey bitecekti.
Kaan, yatağa doğru bir adım daha attı ve Leyla’nın yüzüne doğru eğildi. Elini Leyla’nın boğazına doğru uzattı…devamını okumak için diğer sayfaya gecebilrsiniz.


Son yorumlar