son Saatleri kalan mahkumun kulağına fısıldadı
İdam edilmesine dakikalar kala, sekiz yaşındaki kızı babasının kulağına eğilip bir şey fısıldadı. O sözler gardiyanları oldukları yere çiviledi… ve yirmi dört saat içinde tüm ülke adeta durma noktasına geldi.
Zehirli iğneyle planlanan infazından saatler önce, idam mahkûmu son bir istekte bulundu: Üç yıldır kucağına alamadığı küçük kızını görmek.
Kızının kulağına fısıldadığı sözler, beş yıllık mahkûmiyeti sarsacak, derin bir yolsuzluğu ortaya çıkaracak ve kimsenin hazır olmadığı bir sırrı gün yüzüne çıkaracaktı.
Saat sabah altıda, görevliler Ankara Sincan Cezaevi’nde Hüseyin Demir’in hücresini açtı. Beş yıldır eşini öldürmekle suçlanıyor ve masum olduğunu haykırıyordu. Deliller kusursuz görünüyordu—silah üzerindeki parmak izleri, kıyafetlerindeki kan lekeleri, bir komşunun tanıklığı. Yine de Cezaevi Müdürü Ahmet Yılmaz’ı rahatsız eden bir şey vardı. Hüseyin bir katile benzemiyordu.
Yaşamasına yalnızca saatler kalmışken Hüseyin tek bir istekte bulundu: Sekiz yaşındaki kızı Elif’i görmek. Kısa bir tereddüdün ardından müdür onay verdi.
Elif cezaevine geldiğinde, koridorlardan sessiz ve sakin adımlarla yürüdü. Ne ağladı ne korktu. Görüş odasında Hüseyin—zayıflamış, kelepçeli ve turuncu kıyafeti içinde—kızına sarıldı. Uzun süre konuşmadan birbirlerine tutundular.
Sonra Elif babasının kulağına eğildi ve bir şey fısıldadı… Devamını okumak için diğer sayfaya gecebilriisniz..


Son yorumlar