son Saatleri kalan mahkumun kulağına fısıldadı

ghjhgjh

Küçük kızın fısıldadığı o söz her şeyi değiştirdi.

Hüseyin’in yüzü bembeyaz kesildi. Titredi, sonra aniden ayağa fırlayıp bağırdı:
“Masumum! Bunu kanıtlayabilirim!”

Direnmiyordu—gözyaşları içinde, bir anda doğan umutla sarsılmıştı.

Güvenlik kameralarından izleyen Cezaevi Müdürü Ahmet Yılmaz bir şeylerin değiştiğini hissetti. Bir saat geçmeden, kariyerini riske atacak bir adım attı ve yetkililerden yetmiş iki saatlik infaz ertelemesi talep etti.

“Küçük bir kız bir şeye tanık olmuş,” dedi Adalet Bakanlığı’na. “Ve sanırım yanlış adamı mahkûm ettik.”

Gecikme haberi emekli savunma avukatı Ayşe Kaya’ya ulaştı. Geçmişte masum bir müvekkilini kurtaramamış olmanın vicdan azabını hâlâ taşıyordu. Hüseyin’in dava dosyasını yeniden inceledi. Ortaya çıkanlar ürkütücüydü.

Hüseyin’in mahkûmiyetini sağlayan savcı—şimdi Hâkim Ali Demir—Hüseyin’in küçük kardeşi Murat Demir’le mali bağlantılara sahipti. Hüseyin’in tutuklanmasından kısa süre sonra aile mirasının büyük kısmı Murat’a kalmıştı. Öte yandan Hüseyin’in eşi Zeynep, sözde öldürülmeden önce şüpheli mali kayıtları araştırıyordu.

Elif, artık amcası Murat’ın velayeti altında yaşıyordu. Cezaevi ziyaretinden sonra konuşmayı bıraktı. Bunun yerine resimler çizmeye başladı. Çizimlerden birinde mavi gömlekli bir adam yerde yatan bir kadının üzerinde duruyordu.

Hüseyin’in hiç mavi gömleği olmamıştı.

Ama Murat hep mavi gömlek giyerdi.

İnfaza otuz saatten az bir süre kala Ayşe’ye yıllar önce ortadan kaybolan ailenin eski bahçıvanı Emre Yıldız’dan bir telefon geldi.

“O gece ne olduğunu gördüm,” dedi. “Ve düşündüğünüzden daha büyük bir mesele.”

Zeynep Demir o gece ölmemişti. Emre onu ağır yaralı halde bulmuş, Murat işini bitiremeden önce kaçmasına yardım etmişti. Yakındaki bir hastaneden alınan bir ceset, sahte diş kayıtlarıyla yanlış kimliklendirilmişti. Zeynep beş yıl boyunca saklanmıştı—hamile ve korku içinde.

Emre’nin kayıtları vardı: Murat’ın Zeynep’i tehdit ettiği ses kayıtları ve Hâkim Ali Demir’in Hüseyin ile Elif’i “nasıl halledeceklerini” konuştuğu görüşmeler.

Ayşe, Zeynep’le Ankara’nın dışında güvenli bir evde buluştuğunda, dünyanın öldü sandığı bir kadınla yüz yüze geldi.

Zeynep hayattaydı—ve ifade vermeye hazırdı.

Ankara Sincan Cezaevi’nde ise Hüseyin sonunda kızının fısıltısını anladı:

“Anne yaşıyor. Onu gördüm.”

Ses kayıtları, mali belgeler, Elif’in çizimlerine dair psikolojik analiz ve Zeynep ile Emre’nin yeminli ifadeleriyle Ayşe, Yargıtay’a acil başvuruda bulundu.

İnfaz süresiz olarak durduruldu.

Murat Demir cinayete teşebbüs, dolandırıcılık ve suç örgütü kurma suçlamalarıyla tutuklandı. Hâkim Ali Demir istifa etti ve ardından yolsuzluk suçlamasıyla yargılandı.

Beş yıllık yalan, birkaç gün içinde çöktü.

Ve her şeyin merkezinde, gerçeği fısıldayacak cesareti bulan sekiz yaşında bir kız vardı.

Bazen adalet bağırmaz.

Bazen sadece fısıldar.