Torunumun görkemli düğününde gelin yorganımla alay etti

“Bu yorganın bir parçası, bebekken beni soğuktan konayan battaniyeden,” dedi. “Bir parçası, ilkokulda dustugumide dizim kanarken grydigim formadan. Bir parçası
dedemin pazar sabahları bana çivileri uzatırken giydiği gömlekten
Cansu’nun annesi yerinde kıpedandı. Babası dudaklarını sıktı. Nedimelerden biri başını eğdi.
“Ve ortasındaki parça” dedi Levent, sesi biraz titreyerek, “ninemin gelinliginden, Yani bir kadının, elinde hiçbir şey yokken sevgiyle bir hayat kurabildiginin kanıtından
Salonda mutlak bir sessizlik vardı artık. Kahkahadan eser kalmamıştı.
Levent yorganı yavaşça yere serdi. Diz çoktu. İnsanlar ne yaptığımı anlayamadan, yorganın bir köşesini kaldedı. Altından ince, zarif bir dosya çıktı
“Ben mimanm,” dedi. “Ve bu düğün için ailemden tek bir şey istedim: Nikah defterine imza atmadan önce bana beş dakika
Dosyayı açtı. Ekranlar yanıp söridu. Projektör salondaki dev perdeyi aydınlattı. Göruntüler belirdi.
Bir apartman. Mütevazı ama zarif Çocuklar için oyun alanı, yaşlılar için asansörlu giriş, ortak mutfak, atölye odalan.
“Bu” dedi Levent, “ilk buyük projem. Kär amacı gütmeyen bir yaşam alanı. Kimsesiz yaşlılar ve ailesiz gençler için
Salonda faultlar yeniden başladı ama bu kez hayranlıkla
“Ve bu projenin ilk bağışı dedi Levent, dönüp Cansu’ya bakarak, “bu dugün.”
Cansu’nun yüzü bembeyaz oldu. “Ne demek istiyorsun?” dedi kisik bir sesle
“Şunu demek istiyorum” dedi Levernt. “Eğer sen, sevgiyi “koylu, emegi utanç verici buluyorsan… Eger ailemie alay etmeyi kabul edilebilir görüyorsan… O zaman
benimle aynı hayata bakmıyorsun
Bir adım geri çekildi. Yüzügünu çıkardı. Salonda biri nefesini tuttu
“Bu evlilik burada bitiyor” dedi net bir sesle. “Ama bu yorgan ve bu proje burada başkyor
Yüzüğü yorganın üzerine bıraktı.
Cansu bir şey söylemeye çalıştı. Ağzı açıldı ama kelimeler çıkmadı. Annesi ayağa fırladı, babası öfkeyle etrafına baktı ama artık çok geçti. Bu, parayla örtülebilecek bir an değildi,
Levent bana doğru yürudu. Yorganı aldı. Önümde durdu. Diz çoktu.
“Beris” dedi, sesi çocukluğundaki gibi. “Bu dünyada bana sevginin nasıl dikildiğini öğrettiğin için teşekkür ederim.”
O an, bütün salonu unuttum. Dizlerimdeki guç geri geldi. Ayağa kalktım. Elimi yüzune koydum. Yıllardır içinde tuttuğum bir gurur, gözlerimden süzüldu.
“Sen zaten doğru yendesin” dedim. “Her zaman”
İnsanlar alkışlamaya başladi. Once tereddütiu, sonra giderek artan bir dalga gibi. Kimileri ayağa kalktı. Kimileri ağladı.
O dugun, evlilikle bitmedi. Ama bir hayatla başladı.
Aylar sonra o bina yükselmeye başladı. Açılış günu, yorgan cam bir vitrin içinde sergilendi. Altında küçük bir plaket vardı
“Bu yorgan, paranın değil, sevginin insanları bir arada tuttuğunu hatırlatır.”
Ben her hafta oraya gidiyorum. Çay içiyorum. Gençlerle sohbet ediyorum. Ban geceler, yorgun bir çocuk yorganın önünde durup uzun uzun bakıyor.
Ve ben biliyorum.
Dikişler kusursuz değildi.
Ama hikaye
Tam olması gerektiği gibi tamamlandı

Son yorumlar