Üç Yıl Önce İkiz Kızlarımdan Biri Melek olmuştu

Eve döndüğümüzde kalbim hâlâ hızlı atıyordu. Bu bir tesadüf müydü? Aynı şehirde, aynı okulda, aynı sınıfta… bu kadar benzer bir çocuk?
Gece boyunca uyuyamadım. Sürekli o yüz gözümün önüne geldi. Sabah ilk iş okula geri gittim. Müdürle konuşmak istedim.
Kayıtları görmek istedim.
Ece’nin soyadı farklıydı. Ailesi hakkında çok az bilgi vardı. Babası yoktu. Anne… kayıtlarda görünmüyordu. Sadece bir vasi: babaannesi.
İçimdeki şüphe büyüdü.
O gün okul çıkışında bekledim.
Ece çıktı. Yanına yaşlı bir kadın geldi. Onu tanıyordum.
Kalbim duracak gibi oldu.
O… kayınvalidemdi.
Eşimle birlikte cenazeyi organize eden kişi.
Gözlerim karardı.
Kadının yanına yürüdüm. O da beni gördü. Yüzü bir anda değişti. Şaşkınlık… korku… suçluluk.
“Sen…” dedi.
“Bu çocuk kim?” dedim. Sesim soğuktu.
Kadın sustu. Ece’ye baktı. “Arabaya git,” dedi. Kız uzaklaştı.
Sonra bana döndü.
“Bunu sana açıklayamam,” dedi.
“Hayır,” dedim. “Açıklamak zorundasın.”
Uzun bir sessizlik oldu. Sonra başını eğdi.
“Ela… ölmedi,” dedi.
Dünya başıma yıkıldı.
“Ne?”
“Doktorlar yanılmıştı. Durumu kritikti ama yaşıyordu. Sen hastanedeydin… çok kötüydün. Seni daha fazla yıkmak istemedik.”
Nefes alamıyordum.
“Onu… neden benden aldınız?”
Gözlerinden yaşlar aktı. “O sırada oğlum… yani eşin… başka bir kadındaydı. Her şey karışıktı. Çocuğu bana verdiler. Onu büyüttüm. Ama sana gerçeği söylemeye cesaret edemedik.”
Ellerim titriyordu.
“Yani üç yıl boyunca… kızım yaşadı… ve ben onu kaybettim sandım?”
Kadın başını salladı.
O an içimde tarif edilemez bir şey yükseldi. Öfke, acı, özlem… hepsi bir arada.
Ama sonra… Ece’ye baktım.
Ela’ya.
Kızım yaşıyordu.
Bu gerçeği hiçbir şey değiştiremezdi.
Gözlerim doldu.
“Onu geri alacağım,” dedim.
Kadın bana baktı. Bu kez karşı çıkmadı.
Çünkü o da biliyordu.
Bir anne… çocuğunu her zaman bulur.

Son yorumlar