Yıllar önce, tek başına yaşayan bir okul öğretmeni iki yetim kardeşi evlat edindi
Yıllar önce, tek başına yaşayan bir okul öğretmeni iki yetim kardeşi evlat edindi. Yıllar sonra bu çocuklar başarılı birer pilot olduğunda, onları terk eden biyolojik anneleri elinde 10 Milyon Lira ile geri döndü.
“Ücretini ödemeye geldim,” dedi Yıllar önce, tek başına yaşayan bir okul öğretmeni iki yetim kardeşi evlat edindi. Yıllar sonra bu çocuklar başarılı birer pilot olduğunda, onları terk eden biyolojik anmeleri elinde 10 Milyon Lira ile geri döndü. “Ücretini ödemeye geldim,” dedi…
Zeynep Öğretmen, otuz yaşım yeni geçmişti. Şehrin dışındaki küçük bir köy okulunun ona sağladığı daracık bir lojmanda yalnız yaşıyordu. Maaşı uru ucuna yetiyor, çoğu zaman akşam yemeğinde sadece bir kase çorba içiyordu. Ama kalbi, dünyanın tum çocuklarını içine sığdıracak kadar buyüktu.
Bir akşam, bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun altında sağlık ocağının mendivenlerinde birbirine sanimą iki küçük çocuk fark etti. Mert ve Yiğit Henüz dört yaşındaydılar. Yanlarında sadece buruşmuş bir not vardı
“Lütfen onlara sahip çıkın, ben bakamıyorum
Zeynep Öğretmen o gun iki çocuğu da kucağına aldı ve hayatının bir daha asla eskisi gibi olmayacağını anladı.
Villar çok zor geçti. Zeynep Öğretmen sabah ders anlatıyır, öğlen çocuklara yulaf lapası pişiriyot, akşamları ise çocuklarla birlikte sokak köşelerinde piyango bileti satıyordu. Hafta sonları ise inşaatlarda tuğla taşıyarak çocuklanının eğitim masraflarını çıkardı. Kendine tek bir yeni kıyafet almadı, ama çocuklanının kalemini defterini hiç eksik etmedi.
Kuçuk olan Yigit, gokyuzune bakıp hep sorardi Öğretmenim, o koca uçaklar nasıl uçuyor? Zeynep Öğretmen saçını okşar ve fırıldardı: “Çünkü bazı hayaller, onlan yerden kaldıracak kadar güçlüdür evladım.”
O küçük çocuklar büyüdü, imkansızlıklar içinde pilotluk okulunu kazandılar. Ve bir gün, o pini pııl üniformalarıyla havaalanında beklerken yanlarına bir kadın yaklaşı
Bu kadın, onlan yıllar önce terk eden öz anneleriydi. Yanında getirdiği çantayı masaya koydu. İçinde tam 10 Milyon Dolar vardı. “Yıllarca onlara bakmanın, masraflanının karşılığı bu.” dedi soğuk bir sesle. “Çocuklarımı geri istiyorum. Onları ben doğurdum.”
Zeynep Öğretmen in elleri titredi, gözlen doldu. Tam o sırada, buyuk kardeş Mert one çıktı. Bakışları çelik gibi sertti. Zarh kadına doğru yavaşça itti ve tum havaalaruwu sessizlige bogan o sozleri söyledi….
Havaalanının cam tavanından süzülen akşam güneşi Mert’in gicie gıcır parlayan pilot üniformasındaki rütbe sırmalanına vuruyordu. Az önce yere bıraktığı valizinin yanındaki o masada, beyaz bir zarfın içinde tam on milyon dolar duruyordu. Etraftaki yolcular, güvenlik görevlileri, hatta havada asılı duran anons sesi bile o an danmuş gibiydi.
Biyolojik anneleri, üzerinde binlerce dolarlık kürkü, bakımlı yüzü ve soğuk bakışlanıyla sanıki bir marketten alışveriş yapıyormuşçasına məğrurdu. “Bu para,” dedi kadın, sesindeki tınıda en ufak bir titreme bile yoktu, “Zeynep Hanım’in emeklerinin karşılığı. Sizi okuttu, büyuttu, bu yaşa getirdi. Ben borcumu fazlasıyla ödüyorum. Şimdi benimle geliyorsunuz. Londra’tlaki malikanede odalarınız hazır, üzel jetim dişanda bekliyor.”
Mert, parmak uçlanyla zarfı kadına doğru santim santim geri itti. Bakuşları, kadının pahalı makyajının altındaki boşluğa saplanmıştı
“Siz” dedi Mert, sesi o kadar derinden ve sarsilmaz gelliyordu ki, Zeynep Öğretmen bile bir an irkildi “Siz galiba bir şeyi yanlış anladınız. Bizim faturamiz çoktan ödendi. Ama parayla değil
Mert bir adım öne çıktı, arkasında fitreyen Zeynep Öğretmen in elini sıkıca tuttu. O nasarlı, yaşlanmış ve yorgun eli devamı diğer sayfamıza gecerek okuyabilirisniz..


Son yorumlar