Zorbalar Engelli Bir Öğrenciye Eziyet Etti

“Sekiz ay mı?” Sesim titriyordu. “Sekiz aydır… yürüyebiliyorsun ve bana söylemedin mi?”
Murat bana baktı. Gözlerinde suçluluk vardı ama aynı zamanda başka bir şey… kararlılık.
“Tam olarak yürüyebildiğimden emin olmadan sana umut vermek istemedim,” dedi. “Her seferinde başarısız olursam… bunu sana bir kez daha yaşatmak istemedim.”
O an öfkem biraz sarsıldı ama tamamen geçmedi. “Peki ya bu?” dedim kadını işaret ederek. “Gizli gizli eve gelmesi? Yatak odamızda olması?”
Kadın sakin bir sesle konuştu. “Egzersizlerin bir kısmı yatakta yapılıyor. Kas hafızasını yeniden kazandırmak için.”
O an zihnimdeki parçalar yavaş yavaş yerine oturmaya başladı. Ama hâlâ bir şey eksikti. İçimdeki huzursuzluk geçmiyordu.
Murat derin bir nefes aldı. “Aslında… bugün sana söyleyecektim.”
“Bugün mü?” dedim.
Başını salladı. “Evet. Çünkü… artık sadece yürüyebilmiyorum.”
Kaşlarımı çattım. “Ne demek bu?”
Yavaşça ayağa kalktı. Bu kez gözlerimin içine bakarak, hiç tereddüt etmeden yürüdü. Adımları güçlüydü. Kendinden emindi.
“Artık tamamen iyileştim,” dedi.
O an içimdeki tüm duygular birbirine karıştı. Şok, öfke, kırgınlık… ve garip bir şekilde rahatlama.
Ama en baskın olan duygu… kırgınlıktı.
“Bunu benimle paylaşmadın,” dedim sessizce.
Murat bir adım daha yaklaştı. “Sürpriz yapmak istedim. Sana… umut vermek istedim. Ama sanırım en büyük hatam… seni bu sürecin dışında bırakmaktı.”
O an anladım.
Bazen insanlar bizi üzmek istemedikleri için en büyük hataları yapar.
Murat yürüyebiliyordu. Bu bir mucizeydi. Ama o mucizeyi benimle paylaşmak yerine saklamıştı.
Ve o gün şunu öğrendim:
Bir ilişkide en büyük mesele sadece ne yaptığın değil…
Onu kiminle paylaştığındır.

Son yorumlar