Biriktirdiği tüm parasıyla

cicek

Sadece Bozuk Parayla Ödeyebiliyordu — Ben Kariyerim Yerine Merhameti Seçtim

Plastik Poşetteki Bozuk Paralar

Kilitli poşeti avuçlarıma bıraktığında, metalin metale çarpan tok ve ağır bir sesi çıktı.

“Sanırım yeter,” diye fısıldadı; sanki bozuk paralar duyup itiraz edecekmiş gibi.

Toplam tutar on dört lira elli kuruştu.

Rüzgâr montumun içinden geçip gidiyordu; sanki acelesi varmış gibi. Çökmüş ahşap bir verandada duruyordum. Teslimat talimatında şunlar yazıyordu: Arka kapı. Sertçe çal.

Ev şehrin kıyısındaydı. Dış cephesi dökülmüş, posta kutusu eğrilmiş, pencereleri karanlıktı. Tam bir gecekondu mahallesi değildi ama kasabanın yıllar önce gözden çıkardığı yerlerden biri olduğu hissediliyordu.

Veranda lambası yanmıyordu.

İçeride hiçbir hareket yoktu.

Kapıyı çaldım.

“Girin!” diye ince bir ses duyuldu.

İçerisi dışarıdan daha soğuktu. İlk fark ettiğim şey buydu. İkincisi ise sessizlikti. Ne televizyon ışığı vardı ne radyo sesi. Sadece köşedeki lambanın hafif uğultusu ve düzensiz nefes alışının sesi.

Kadın, yaşı benden büyük görünen eski bir televizyon koltuğunda, yorganlara sarılmış oturuyordu.

Pizza kutusunu görünce gözleri parladı; sanki eline nadir bulunan bir şey vermişim gibi.

“Aralığa kadar kaloriferi açmamaya çalışıyorum,” dedi mahcup bir ifadeyle. “Kalp ilaçlarım için para biriktirmem gerekiyor.”

Plastik poşeti bana doğru uzattı.

“İki kez saydım,” dedi. “Çoğu bir lira. Biraz da beş kuruş, koltuktan çıktı.”

Poşeti almadım.

Bunun yerine gözlerim mutfağa kaydı. Devamını okumak için diğer sayfaya gecebilirsiniz..