Yetmişinci yaş günümde oğlum
70. Doğum Günü Yemeğimdeki Mama Kabı
Adım Haşim, ve yetmişinci yaş günümde oğlum, kendi yemek masamda önüme bir kap köpek maması koydu.
Sonra güldü ve “Asalakların da akşam yemeğine ihtiyacı var,” dedi.
Bunu benim evimde, yirmiden fazla kişinin önünde söyledi. Rahmetli eşimin koltuğunda sevgilisi oturuyordu, benim koltuğuma ise kendisi kurulmuştu.
Eşim Gül ile bu evi gençken, beş kuruşumuz yokken ve “sonsuza dek” kavramının garantili olduğuna inanacak kadar safken almıştık. O, dokuz yıl önce vefat etti. Ondan sonra tek oğlum Adnan, hayatımın merkezi haline geldi.
Belki de hata yaptığım yer burasıydı.
Adnan otuz altı yaşındayı; yarım yamalak bir eğitimi vardı, nadiren bir işte çalışırdı, büyük planları çok ama disiplini hiç yoktu. Dört yıl önce, “ayakları üzerinde durana kadar birkaç hafta” bende kalmak için izin istemişti. O birkaç hafta, aylara dönüştü. Sonra yıllara. Ardından sevgilisi Selin, marka valizleri, pahalı parfümleri ve daha şimdiden kafasında benim paramı harcamış olduğunu hissettiren o gülümsemesiyle eve yerleşti.
Kira ödemiyorlardı. Fatura ödemiyorlardı. Mutfak masrafı yoktu. Tamirat işlerine ellerini sürmüyorlardı.
Ve ben, o benim oğlum olduğu için sustum.
O Cumartesi, erken uyandım ve kendi doğum günü yemeğimi kendim pişirdim. Kızarmış tavuk, pilav, salata, patates ve Gül’ün çok sevdiği o pastaneden aldığım sütlü tatlı. Birlikte otururuz diye düşünmüştüm. Belki Adnan bana teşekkür ederdi. Belki annesini hatırlardı. Belki beni hatırlardı.
Bunun yerine, üst katta kısa bir süre uyuyakalmışım. Uyandığımda aşağıdan kahkaha sesleri geliyordu. Merdivenlerden indim ve yemek odasının girişinde durdum.
Evimde yirmiden fazla insan vardı.
Kuzenler. Komşular. Adnan’ın arkadaşları. Selin’in arkadaşları. Çoğunu zar zor tanıdığım insanlar.
Benim aldığım ve pişirdiğim yemekleri yiyorlardı.
Kimse beni çağırmamıştı.
“Bensiz mi başladınız?” diye sordum.
Oda yarım saniye kadar sessizleşti.
Sonra Adnan, masanın başından başını kaldırdı.
Benim koltuğumdan.
Selin ise Gül’ün eskiden oturduğu yerde oturuyordu.
Adnan kahkaha attı. “Baba, senin üst katta olduğunu unutmuşuz. Bu aralar o kadar sessizsin ki, resmen bir hayalet gibisin.”
Bazıları güldü.
Bazıları başını önüne eğdi.
Sonra Adnan mutfağa gitti ve yıllar önce ölen köpeğimiz Karabaş‘ın eski mama kabıyla geri döndü. İçine kuru köpek maması boşalttı ve kabı önüme koydu.
“Al bakalım ihtiyar,” dedi. “Sana da akşam yemeği. Madem burada senden başka herkesin bir katkısı var, bu da senin payın.”
Oda buz kesti.
Selin telefonunu çıkardı ve kaydetmeye başladı.
“Bu kadar hassas olmayın, Haşim Bey,” dedi. “Sadece bir şaka. Ayrıca Adnan bir bakıma haklı. Burada bedavaya yaşıyorsunuz sonuçta.”
Bedavaya.
Eşimle birlikte aldığım evde. Kırk yıllık çalışma hayatım boyunca kazandığım parayla aldığım evde.
O an içimdeki acı dindi.
Önemsiz olduğu için değil. Artık kendi çocuğumdan saygı dilenmekten tamamen vazgeçtiğim için.
Bağırmadım. Ağlamadım. Kabı fırlatmadım.
Kabı yerden aldım, dış kapıya yürüdüm ve kapının önüne bıraktım. Sonra üst kata çıktım ve yıllar sonra ilk kez yatak odamın kapısını kilitledim.
Arkamdan Adnan bağırıyordu: “Yemeye devam edin millet! Yemeğin parasını ben ödedim!”
Bu koca bir yalandı.
Hepsini ben ödemiştim. Yemeği. Evi. Elektriği. Suyu. Abonelikleri. Selin’in “acil durum” diyerek kredi kartımdan çektiği harcamaları. Adnan’ın araba tamirlerini. Tüm o sahte yetişkin hayatlarını…
Ama Adnan bir şeyi unutmuştu.
Ben kırk yıl boyunca muhasebecilik yapmıştım.
Kayıt tutardım.
Makbuzlar. Transferler. Banka dökümleri. Kredi kartı ekstreleri. Ekran görüntüleri. Her ödeme. Her yalan.
Ve o gece, onlar aşağıda gülüp benim doğum günü yemeğimi yerken, ben her şeyi kuruşu kuruşuna toplamaya başladım.
İşim bittiğinde ellerim artık titremiyordu.
Sonra banka hesabıma girip her kartı iptal ettim, her yetkili kullanıcıyı dondurdum, her transferi engelledim ve her şifreyi değiştirdim.
İşte tam o sırada Selin’in adına bağlı bir harcama gördüm.
Asla onaylamadığım bir harcama.
Ve o an bunun sadece saygısızlık olmadığını anladım.
Bir şeyler saklıyorlardı.
Yaşlı bir adamın asla bulamayacağını düşündükleri bir şeyi.devamını okumak için diğer sayfaya gecebilriisniz.


Son yorumlar