Komadan uyandığımda oğlumun
GÖZLERİNİ AÇMA
BÖLÜM 1
“Anne… Babam ölmeni bekliyor. Lütfen… Gözlerini sakın açma.”
On iki gün boyunca boğucu bir karanlığın içinde, sanki canlı canlı gömülmüş gibi hapsolduktan sonra duyduğum ilk şey buydu.
Hareket edemiyordum. Konuşamıyordum. Nefes almak bile kafatasımı cam kırıklarıyla parçalıyorlarmış gibi hissettiriyordu. Ama o sesi anında tanıdım.
“Umut…”
Dokuz yaşındaki oğlum hastane yatağımın başında durmuş, sessizce ağlıyordu; tıpkı eskiden havai fişeklerden korktuğu zamanlardaki gibi elimi tutuyordu.
“Anne… Eğer beni duyabiliyorsan elimi sık. Lütfen.”
Denedim. Gerçekten denedim. Ama vücudum tepki vermiyordu.
İçeri bir hemşire girdi; serumlardan, tansiyonumdan ve hâlâ hayatta olmamın nasıl bir mucize olduğundan bahsediyordu. Bolu yollarındaki o keskin virajda cipimin şarampole yuvarlandığını anlattı.
Herkes aynı şeyi tekrarlayıp duruyordu: “Zavallı Efsun… Kontrolü kaybetmiş.”
Ama ben kontrolü kaybettiğimi hatırlamıyordum. Hatırladığım son şey, kocam Kaan’ın mutfak masasında oturup önüme bazı kağıtlar sürdüğüydü.
“Sadece imzala Efsun. Bu mal varlığımızı korumak için.” Reddetmiştim. Aynı gece, frenlerim tutmadı.
Kapı tekrar açıldı. Umut hızla elimi bıraktı. “Yine mi sen?” dedi Kaan sertçe. “Sana söyledim, o seni duyamaz.” “Sadece onu görmek istedim.” “Git Pelin teyzenin yanına otur.”
Pelin. Kız kardeşim. Küçükken saçlarımı ören kişi. Hastanede “Onun yerine benim canımı alsalardı” diye ağlayan kadın. Topuklu ayakkabılarının sesi odada yankılandı… Devamını okumak için diğer sayfaya gecebilriisniz.


Son yorumlar